Ben yolcuyum, yol satarım

Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu…
Beyaz birinci oldu, siyah ağladı ardından,
Öptü onu mor, kırmızı dudaklarından…

İçinde mantar yüzen şarap şişesi, dibine kadar yaşamayı zorunlu kılmanın simgesi olarak kazındı zihnime kumsal kenarında… Saklanamayacak – sabaha ekşiyecek olan duyguları ne kadar tüketebilirsek tüketmeliydik her an, biz bunun farkına varamadıkça tükeniyorduk kendi şişelerimizde. İntihar mektuplarımızı hep O’nun gözlerinin altına yazma isteği, sırf mezarlarımıza baka kalınsın diye. Ölmek için güzel yerler ararken bile istediğimiz bir avuç içi sıcaklığında sevgiydi, ilgi kelimesinin harfleri bizi avutmaya yetmediği için sevgi yalanını muşamba geriyorduk üzerine, öylesi daha sıcak gibiydi, yanmasa da şöminenin iç ısıtması gibi başında bekledikçe… Yada gelmese de gelecek olmasına dair umutlar gibi eşikte bakışamadığımız mektuplara dair. Geceler nasıl mutlu olabiliyor bir başkasına prangalı kalplerle? oluyorlar işte, başka seçimleri yok… o yüzden oluyorlar. Gündüze mahpus, iç kanamalı deniz kenarları ve şiir kitaplarına gömdüğümüz yalnızlıklarımız göze batıyor, bunaltı gibi duran bir başına mırıltılar sadece benden değilmiş, ey bunu okuyan, beni anlamasan da kendinden anla acıları… Hayatta hissettiğin en tatlı huzur maşrapadan dudaklarına akan bakır taddaki su değil miydi? Yeni ütülenmiş çorabı giymenin verdiği sıcaklık gibi bir şey bu aşk…

Beklentisizlik diye ahkam kesmek istiyorum, önce o olmalı! Hüsranı azaltır dedi sağ yanım, sevinci arttırır dedi sol omzumdaki, gerçeği değiştirmedi diye inledi kalbim… Değiştirmedi, değiştiremedi. Değişiklik olsun diye değildi, yinede… Bir adım atıp başlangıca dönelim, bu yollar böyle yürünür. İleri gitmek istedikçe veda eder gibi uzaklaşır insan o an’dan, koşar adım sarılmak derken düşüverir. Sıkılıp döndüğü anda arkasını, bütün gerçeklik hücum eder damarlarına. Hepsini silelim, hiç bir şeyi yazdığımı farz edelim ki her şeyi anlattığımı hissedin. Bilirsiniz, bir başladı mı kafiyeli geceler, her şeyi oluverirler hiç yoktan. Şimdilik aklım çok karışık, izninizle ben kaldırımda da yatarım, evet ben yolcuyum, yol satarım…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Dost olalım mı?

Dilerim buraya seni getiren yazıdan keyif almışsındır. İnterneti facebook gibi devasa şirketlerin tekeline bırakmadan, insanları kendi sitelerinden, yani sansürsüz & özgür kaynaklardan takip ettiğin için teşekkür ederim, bu yaptığın muhtekulade bir davranış.

Ancak biliyorsun ki bu engin dijital dünyada tekrar karşılaşmamız çok küçük bir ihtimal. Eğer uygun görürsen, haftada bir defa posta kutuna güncel yazılarımı barındıran e-mektup gönderebilirim. Fikrin değişirse listeden çıkmak için ihtiyacın olan düğme her mektupta bulunacak.

Dilerim tekrar görüşürüz!