Kan ve İnsan

Kurbanlık adı altında bayram niyetine kesilen hayvanın son bağırışlarını dinliyorum. Yaşama maksatı sofraları donatmak olan, sırf bu amaçla üretilmiş olan 25 milyar hayvan için her türlü bahaneyi türetmiş insan, bu sırada insanlığın tanımındaki erdemi tüketmiş insan. Katlederek, kan dökerek, yok ederek güzellik yaratmanın imkansızlığında, yaşamın çeşitliğinin ve harmonisinin parçası olmanın acizliğinde… Evreni gözlemleyenler biliyor merkezinde olmadıklarını. Diğerleri ise kara delikten farksız, çok iyi yokediyor olmanın şuursuz hazzıyla böbürleniyor… Tüketimin ve bencilliğin maşası olmuşlar güruhu, hep daha iyi için kan dökmüş tarih boyu. Ne değişken şeymiş şu doğruluk, ne değişken şeymiş şu kutsal olan… Değişmeyen tek şey ölümün sessizliği, insanın ardında kalan, ölüm tanrılarını bile kıskandıran, ki insandır o tanrılara ilham olan… Anubis için, Osiris için dökülen onca kan, dua ile yağan yağmur kadar anlamsız bugünden bakınca. Kim bilir kaç nesil sonranın çocukları, dehşet ve utanç ile okuyacak, bugünün bilen insanının bilmediklerinden korktuğu için yaptıklarını. Aynı suni yanılgının, saçma ve kopya tekrarlarını… Binlerce yıldır katleden, kan döken, yok eden bütün ideolojileriniz, binlerce yıl süren ilkelliğin utanç dolu tekrarı olarak anımsanmaktan öteye gidemeyecek. Ama anımsayacak, ve inandıklarınızdan, inandıklarınız uğruna yaptıklarınızdan utanacak geleceğin çocukları…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...