Öğretmenler Gardiyan, Okullar Zindan

Anarşizm

“Öğretmenler gardiyan, okul zindandır!”
~İzmir Liseli Anarşistler

Öğretmenler gardiyan değildir arkadaşlar, öğretmenler memurdur, yani işin özetinde onlar da zindanda köledir. Mevcut sistemdeki köleliğin durması için gerekli nesil yetiştirme gücü ellerindeyken onlar her daim korktukları sisteme beyinlerini kullanmadan itaat etme tercihinde bulunmuş tutsaklardır.

Sistem, gençleri 5 yaşında zorunlu olarak alır içine ve 15 yaşına kadar ortalama 10 yıl gibi bir süre, ona hayatı boyunca yaşamını idame ettirmeye ve ayakta, dik, sistem dahil her şeyi düzenli olarak “nasıl daha da geliştirebilirim” şeklinde düşünebilmeye dair tek bir faydalı bilgi öğretmeden hapis tutar. Bu süreç, yemek yapmayı bilmeyen, tarla bahçe ekip en azından ömrü boyunca yiyeceği bir domatesi bile üretemeyen, bozuk bir prizi bile değiştirmekten aciz, yaşama dair duruşu ve özgüveni parçalanmış, otoriteyi ezberlemiş, bir arada hareket edebilmek için illa karşısında bir “makam” durması gerektiğini sanacak kadar itaate meyilli pavlovun köpekleri üretmek üzerine tasarlanmıştır. Bu “eğitimi” almış “öğrenciler”, esasta sadece tek bir şey öğrenmek için 10 yıl o kurum içerisinde tutsak tutulurlar: İtaat etmek.

Zil sesi ile hareket etmek, saygı ile ayağa kalkmak, kendi karakteristik farklılıklarını ifade ettirmeyen bir “uniforma” giyme alışkanlığı, otoriteyi ve söylediklerini sorgulamadan kabul etmek, bu satırlar dahil işleyişini eleştiren her cümleye karşı sistemin koruyucusu olmak, 10 yıl boyunca içerisinde var olmak zorunda tutulduğunuz kurumun size aşıladığı belli başlı davranışlardır, eğitiminizin eseridir.

Bu haliniz ile yaşamınızın geri kalanında ancak ve ancak kağıtlara mühür vurur, formlar doldurursunuz. Hayata bunun için mi geldiğinizi bile sorgulayamaz bir halde sadece ve sadece size söylenileni yapar, saati gelince yataktan çıkar, zil çalana kadar fabrikada işler, paydos vakti sonrası itaatkarlık dozunuzu almak için televizyon / internet tüketirsiniz. Zira bütün sistem bu düzenek üzerine kurulmuş durumda. Çok yaşlanmadan ölmek makbuldür, zira bu itaatkarlık dozu bir süre sonra bağışıklık yapıyor, beyin çalışmaya başlıyor. Ama dert değil, alkol, sigara ve et tükettirmeyi düşünmüş zaten sistem.

Dünyada Öğretmenler Günü: 5 Ekim

Bu noktaya gelecek kadar “sorgulamayan / düşünmeyen / kendi mantığını kullanmayan / araştırmayan” nesiller zincirini üretmiş olan sistemin mevcut şu anki “öğrencileri”, bugün ne anlama geldiğini bilmedikleri ve içlerindeki merak öldürüldüğü için de öğrenemeyecekleri bir 24 Kasım kutlamaktalar. 1980 Askeri darbesi sonrasında fişlenen, sürgün edilen, hapise atılan, işkence gören, meslekten men olan öğretmenlere darbeden bir yıl sonra armağan edilmiştir öğretmenler günü. Bu yüzden Bütün dünyada 5 Ekim’de kutlanan öğretmenler günü Türkiye’de (ve dolayısı ile KKTC’de) 1981’den beri 24 Kasım’da kutlanmaktadır. Bu ayrıştırıcı sus payının kılıfı olarak da Atatürk’ün 24 Kasım 1928 yılında yayımlattığı Millet Mektepleri Teşkilatı Talimatnamesi kullanılmıştır. Bu sebepten yaşını almış bazı hocalarımız 5 Ekim’de öğretmenler günü kutlamakta, ve 24 Kasım’a da ısrarla Başöğretmen günü demektedirler.

Bazı öğretmenler vardır, öğrencilerine sadece ve sadece “sorgulama yetisi”  veren, ki o öğretmenlerin özel günlere ihtiyaçları yoktur. O öğretmenleri tenzih eder, saygılar sunarım.

Not: Yazıyı yazdıktan ortalama 2 yıl sonra konu ile ilgili olarak “Fabrika Modeli Eğitim” adında bir youtube videosu hazırladım. İlgilenenler buyurabilirler:

Bu görsel de anı maiyetindedir efendim…

Öğretmenler ve Sistem

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

  • Berke Avcı

    O zaman gardiyan tanımı da uymaz ki gardiyanda gardiyan değil sistemin paralı kölesidir. Buna polisi de doktoru da vs. de ekleriz..
    Kimsenin bize bir şey öğretmesini beklemiyoruz bizimle kendi düşüncesini eşit düzlemde hiyerarşi otorite baskı uygulamadan paylaşsın onun üzerine biz sorgularız öğretmek otoriter olmaktır. Kendi bilgisinin doğru olduğunu söyler ve dış yorumları reddeder zaten öğretmen kelimesinin kendisi öğreten olduğunu kendisinin bilgiyi en iyi bildiğini ve öğrenecek bir şeyi olmadığını söyler bu da otoriteyi gösterir…
    Sistemin gelişme tanımı zaten hatalıdır öğretmende başka bir sistem kölesinden bilgileri öğrenmiştir ve öğretecekleri tamamen sisteme nasıl dahil olunurdur.
    Öğretmen müfredattan çıkamaz öğretmenin de köle olduğunu kabul ediyorum,ancak efendileşmeye çalışan bir yanı olduğunu da sistemden bir farkı olmadığını da görüyorum …
    16 Yaşında bu pankartı (öğretmenlerin baskılarına sessiz kalmayıp ses çıkardığı için atılan) okullardan kopup açan bu pankartı açarken sözde devrimci Eğitim-Sen’li öğretmenlerin hala kurmaya çalıştığı otoriteye ve hiyerarşiye de karşı çıkan bir anarşist olarak söylüyorum…
    -Ortada ki anarşist…

  • Berke Avcı

    Köleliğin durması için nesil yetiştirme sözü de sıkıntılıdır. Köleliği bir nesili tek taraflı yetiştirdiğini düşünüp (kendi bilgisinin köleliği altına alıp) bitiremez öğretmen konumu ve ismi itibari ile hem köle hem efendidir…