I.

Bugün, dün, evvelsi akşam…
Sigara içemiyordun, uyumaya karar vermiştin.
Halâ uyuyor musun? Belki de…
“Neden” diye soruyorum,
#halen çalıyor… çalıyor… bu ses, ruhumu çalıyor…

Aç artık, duvağını, tek niyetim öpmekti,
öpmek seni, çok derindi…
//Aç artık, duvarını, tek niyet, ölmek.//

Anlamadan, gidiyorum. Gitmek lazım diyorum.
[ Belki de giden yoktur, gelmeden gidilmez…
Yazılmayan öykü, bitmez…]

Yazıyorum… Bana da yazdırdın ya,
Bu kelimelerle birlikte, uykuyu ölüm biliyorum.
Uykuyu bileğiyorum. Daha keskin,
ve bitkin girsin, girsin bileklerime…

“Gerisi inleyen nâmeler…”
Name değil be uzaktaki, acı bir ağıt…
Ağıtlarda ağlanan, bir yol  tutkusu bu,
geri dönüşü olmayan…

II.

Bugün… Yok, yok, Dün!

Gülüyorsun belki de, sanmıyorum. Ağlamaman gerek,
[İşte bu yüzden!]  Aramaman gerek.
Aramıyorsun, başarıyorsun. Bir savaş yitiyor.
Kanla sulamak gözleri, yada ıslanan
yanaklar… Ardımda sürgün asker, gözleri kem,
işte bu, işte bu! Bu benim gölgem.

Yağmur yağıyor, duyumsuyorsun toprağın kokusunu
//Tıpkı ölüler gibi//

Tıpkı yüklemler gibi, bütün cümleler sana emanet.
Kalemimde bir katilin parmak izleri, dün
bir cinayet işlendi dar damarlarımda.
Sessizliğine kanıyorum…
“Yani bil fiil sana inanıyorum…”

Çok kanıyorum sözlerimden, saracaktın dudaklarımı…
sen benim sargı bezim…
sen benim… mahşerim…

 III.

Bugün, evet evet, Bugün!

“Hani eksilmek demiştin ya,
anlıyorum biraz biraz…”

Kelime oyunu yaptın, bunu susarak nasıl başardın?
Bana yabancıymışım gibi baktın…
//Ben kaçmayı başaran arı, ben sabaha varamadan sönen,
sokak lambası…//
#Kaç kalibrelik bir gitmek bu böyle?
Kaç yıldır  yitmek kendi içinde… [Bu soru sana!]

Cevap verme, sus! Bu en iyi yaptığın işti zaten.
Bu denli  tutkuyla isteyeceğim, hiç  aklıma gelmezdi.

Bir nevi intihar benimkisi… Ve,
isimsiz mahkumun idamda son dileği…

IV.

Yıllardan, yarına bakan bir gündü…
Bugündü ve bitmişti, bitemeyenlerimiz adına…
//Ne de olsa zaman, yitmek konusunda,
senin kadar becerikli değildi…//

Hiçbir yıldız, senin kadar uzak kalamadı bana,
Hiçbirisi, senin kadar kayamadı ruhuma…

Sokak köpekleri kadar dürüst söyle,
Kastın mı var canıma?
Ve sokaklar kadar dürüst sus…

 

Tek bir suskunlukla, bunları yazdırdın ya bana,
İtiraf et, artık söz haram sana….

02.10.2008