Tık Tuzağı / Clickbait ve Paylaşım

Genel olarak İnternet’in başlangıcından beri, ancak son zamanlarda sosyal medya’nın ekonomik gelir kapısı olması sebebi ile daha sık bir şekilde beni rahatsız eden bir “yalan haber kirliliği” söz konusu. Bu yalan / aldatıcı içerikli paylaşımlara Tık Tuzağı (Clickbait) denmektedir. Aslında bu kirlilik sebepsiz değil, zira internetteki her türlü “içerik” paylaşılıp tıklandıkça “para getirdiği” için, doğrusu yanlışı sorgulanmadan her türlü içerik düzenli aralıklarla çıkmaya devam etti, ve edecek. Unutmayınız, internetteki her “tıkınız” para etmekte. Bu yazıdan aklınızda kalması gereken en temel bilgi budur.

Doğru bilgi tartışılır, ama yanlış bilgi tartışılmaz.

Düzenli olarak bilim dışı / gerçeklikten uzak / saçma paylaşımlara denk gelmekteyim. Bu konuya dair kendi kendime kuruntu yapmak yerine, düzenli olarak paylaşımdaki “yanlışın / yalanın” ne olduğunu araştırıp yorum olarak paylaşımın altına eklemekteyim. Hatta belirli bir noktadan sonra bir takım sitelerin / grupların / toplulukların / oluşumların bu işi sistematik bir gelir kapısı haline getirdiklerini fark edince, bu “bilgi kaynaklarını” insanların sorgulamalarını ve tık tuzağı yapan kaynakları takip etmeyi bırakmalarını bile tavsiye etmişliğim vardır. İnternette paylaşılan içeriğin pek çoğunu google’da yapabileceğiniz 15 dakikalık bir arama ile, doğrudan kaynağından veya benim gibi dertli insanlar tarafından sorgulanmış / araştırılmış hallerine ulaşmak isterseniz aşağıdaki linklerden rahatlıkla faydalanabilirsiniz:

Paylaşımlarımızın böyle bir kontrolden geçirilip en azından bu kontrol sonucu elde edilen bilgiler de eklenerek yapılması, bence internet ve insanlık genelinde bilgi – farkındalık seviyesini çok yükseklere çıkaracaktır. Amacım bir grubun / sayfanın reklamını yapmak değil, sadece bu hissiyatımı benimseyen başka insanların da olduğunu örneklemek için Fact Check Before Sharing (Paylaşmadan Önce Gerçekliğini Kontrol Et) şeklinde sayfaların / düşünce biçimlerinin olduğunu da ifade etmek. Öte yandan yine benzer bir rahatsızlıktan dolayı açılmı bir twitter hesabı Saved You A Click (Seni Click’den Kurtardı) dünya genelinde dönen “o ünlü oyuncu öldü” şeklindeki tık tuzağı haberleri inceleyip size esasda olan olayı söylemekte. Hatta bunun türkiye versiyonu da mevcut: Spoiler Haber

Bir şey paylaşmadan önce, tık tuzağı olup olmadıklarını kontrol edelim. Bu aslında gündelik hayatımızda çok basit / temel bir davranış biçimi, ama sanal ortamda nedense bunu umursamıyoruz… Kaynağından bilgi alalım, sorgulayalım, sonrasında bu “sorgulamalarımızın sonuçlarını” da ekleyerek paylaşımda bulunalım. Yani içerikleri yine paylaşalım, ama link/post altında satır satır tartışmalar olacağına, paylaşan kişi araştırma yapsın, sonucunu eklesin, okuyanlar haberi sizden almanın farklı / kaliteli ayrıcalığını yaşasın şeklinde bir fikir atıyorum ortaya. Dilerim değerlendirirsiniz.

Örneklerle Anlatmak

Yaşadığım sıkıntıya dair birkaç örnek vererek konuyu biraz daha derinlemesine analiz etmek istiyorum.

  1. İnsanların dondurulması olayı, yani Cryonics. Paylaşılan metindeki köpeğin dondurulup tekrar yaşama döndürülmesi yanlış bilgidir. Cryonics denilen şey bilim dışıdır, bütünüyle ceset dondurmak ve insanların ölümsüzlük – uzun yaşam umutlarını sömüren kapitalist sistemin kurgusal – yüksek bütçeli bir uygulamasıdır.
  2. Uzaylılarla ilgili hiç bir hükümet hiç bir resmi açıklama yapmamıştır. Konuya dair açıklama yapan bireylerin kitap satışı vs. temelli PR çalışmaları çok saçma boyutlara ulaşmaktadır. Ne ingilizce konuşan UFO röportajı, ne de otopsisi yapılan UFO’ların hiç birisi gerçek değildir, bütün bu “görüntüleri” (footage) üreten kişilerin aldıkları “tık / click” ile ciddi ekonomik gelirleri söz konusudur, bu gibi paylaşımlara “clickbait” (tık tuzağı) denmektedir. Sizin “tık”ınız ve sayfada / videoda harcadığınız dakikalar, o saçma içeriği üreten kişinin zengin olmasını sağlamaktan öteye bir anlam ifade etmemektedir.
  3. NTV’de bile haberi geçen “NASA’nın Zaman Makinesi” iğrenç derecede aldatıcı bir başlıktır, zaman makinesi denilen şey sadece gelişmiş bir teleskoptur. Işığın uzaydaki yolculuğu temelinden yola çıkarak “uzaklardaki görüntülerin” “geçmişteki görüntüler” olduğu bilimsel gerçeğine dayanarak “geçmişe bakmak” hubble ile de günümüzde mümkün zaten. Hatta bu sayede bing bang’e kadar çok ciddi bir geçmiş bilgimiz mevcut. Ancak bu bilgiyi “NASA Zaman makinesi yaptı, testlere başlıyor” demek, tiksinç bir bilgi kirliliği.
  4. Illuminati kartları trump’dan sonra tasarlandılar. Simpsons dizinde 15 yıl önce bir bölümünde Lisa, ondan önceki başkanın “Trump” olduğunu söyledi, o kadar. Trumpa dair görselli bölüm – görüntülerin tamamı, Trump’ın son birkaç aylık gerçek görüntülerinden esinlenerek vs. çizildi – yayımlandı.
  5. Dünyanın kararacağını – birkaç gün karanlıkta kalacağını filan söyleyen hiç bir haber gerçek olmadı, olmayacak.
  6. NASA Burçlar hakkında açıklama yapmadı. Aslında sadece takım yıldızlar hakkında açıklama yaptı, ki bunu okumak çok keyiflidir, mevcut “burç” sisteminin dayandığı kadim kültürü NASA muazzam bir açıklıkla açıklamakta / aktarmaktadır. Bu takımyıldızlarının yaşadığı değişimin sebebine de yer verdiler açıklamalarında. Bu bilgilerin bize ulaşan her biçimi “yorum” içermektedir. NASA’yı takip ediniz lütfen… Sosyal medyada çok aktifler.
  7. bu liste uzar gider…

Bu metinin orjinal halini, açık fikirli olduğunu düşündüğüm bir takım arkadaşlardan oluşan kapalı bir grubumuz için yazmıştım. Akabinde metni biraz daha derleyip toparlayarak böyle bir paylaşım yapıp, konuya dair gerek gördüğüm zamanlarda tekrar tekrar ahkâm kesmek yerine doğrudan bu yazının linkini vererek düşüncelerimi pratikten anlatmış olma kararı aldım. Mâlum gruba saygılar…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Dost olalım mı?

Dilerim buraya seni getiren yazıdan keyif almışsındır. İnterneti facebook gibi devasa şirketlerin tekeline bırakmadan, insanları kendi sitelerinden, yani sansürsüz & özgür kaynaklardan takip ettiğin için teşekkür ederim, bu yaptığın muhtekulade bir davranış.

Ancak biliyorsun ki bu engin dijital dünyada tekrar karşılaşmamız çok küçük bir ihtimal. Eğer uygun görürsen, haftada bir defa posta kutuna güncel yazılarımı barındıran e-mektup gönderebilirim. Fikrin değişirse listeden çıkmak için ihtiyacın olan düğme her mektupta bulunacak.

Dilerim tekrar görüşürüz!