yıl: onaltı

yıl: onalti

İnsanların 2016da (kısaca onaltı) yaşanılan bütün kötü olaylardan ötürü takvimin rakamlarına gücenmeleri, ve hatta “yeni yıl” olarak kutlama sırasında 2017ye dair iyi dilek dileme çılgınlıklarına facebook’da bir paylaşımım ile tepki göstermiştim:

Son Dakika: Yaşanan hiç bir boktanlığın mesulünün 2016 olmadığı ortaya çıktı… 2017, yaptığı basın açıklamasında iyi dilekleri yerine getiremeyeceğini, 2016 ve öncesindeki bütün yıllar gibi kendi varoluş sürecinde meydana gelecek iyi kötü her şeyin mesulünün insanlar olduğunu açıkladı. Modern insanlığı artık bu sorumluluğu almaya ve farkındalığı yaşamaya davet eden 2017, sözlerini içten bir uyarı ile bitirdi: “İnsanlar farkındalık konusuna milad olarak gördükleri olayları sorgulamaktan başlayabilirler! Ben 12.017 yılı olarak da algılanabilirim meselâ…”

Elbette her bir şeye “tepki” veren bir insan olmaktan öte, çözüm sunma çabası içerisindeki bir insan olarak anılmayı hak etmek gerektiğine inanmaktayım. Birkaç yıldır düzenli olarak her yılın başında, geçmiş yıla dair hayatımda yaşadığım kendimce önemli değişikliklerin ve yeniliklerin listesini çıkarıp, “gelecek yıldan şunu şunu bekliyorum” şeklinde suya yazı yazmak yerine “bu yıl bunları yaptım” şeklinde bir yaklaşım ile kendimi regüle etmekteyim kısacası. Bu “yıllık” olayını her tanıdığıma tekrar tekrar tavsiye ediyorum efendim.. Düzen, istikrar…

  • İşimi bıraktım. İlk katkımı 2007 yılında yaptığım Alım Satım Dergisi bünyesindeki Reklam / Grafik Tasarım mesleğimi 2017’ye girmeden çok kısa bir süre önce geride bırakmış bulunmaktayım. Hayata tekrar “freelance” olarak devam etmek şeklinde aldığım karar sonucu bundan sonra sadece kendim seçtiğim ve gönülden katkı koymak istediğim projeler için çalışacağım. En azından hayat buna izin verdiği sürece bu ideoloji çerçevesinde hareket edeceğim. Ekmek parasını nasıl kazanacağıma dair net bir fikrim yok, ancak kesin olan bir şey var ki “fikirsiz kalmaya” ihtiyacımın oluşuydu. 15 yaşımdan beri hayatımda ilk defa “işsiz” bir süreç yaşama fırsatı yakaladım…
  • Evimiz değişti. Geçmiş iki yıllık yaşantımızda, kışın ev içerisinde geçirilen süre boyunca yaşanılan brain-freeze olayını geride bırakmış olmanın bir mutluluğu demek bu ev değişikliği. Bütün pencerelerimiz kale surlarını, ucundan denizi, açık alanda kocaman bulutları ve gökyüzünü görür halde artık. Her ne kadar “şehir içi” olsa da, mahalle hayatından bir tık daha izole olmanın ince mutluluğunu yaşıyoruz. Elbette biz de bir köy ortamı, bir huzurlu mahalle ortamı dilerdik, ancak parasını peşin aldıkça gerisine karışmayan ev sahipleri ile kendisini ırksal olarak üstün gören ev sahipleri ortalığı kapladıkça, bizim gibi kiracılar için komşudan izole olmak kısmen mutluluk demek efendim.
  • Her ne kadar henüz son proje teslimine önümde birkaç gün var olsa da, doktora için son iki dersimi vermekteyim. Ocak sonu itibari ile bütün derslerimi bitirmiş, tezim ile baş başa kalmış olacağım. Tez konumu da tam olarak belirlediğim için pek mutlu ve huzurluyum.
  • Şaman kültürüne merak saldım ve okumaya başladım. Değerlerimi – bildiklerimi önüme alıp şaman kültürü çerçevesinde gözden geçirerek okumaya özen göstermekteyim. “Şamanizm” ismi altında değil, bir “inanç” olarak değil, bir “din” olarak değil… Bir kültür olarak algılamakta, ve algılamayı başardıkça daha mutlu olmaktayım.
  • Bu konsepte çok yakın olduğu için ifade etmek isterim ki bu yılı 2016 değil, 12016 yılı olarak adlandırmayı daha uygun bulmaktayım. Konuya dair türkçe altyazılı bir video paylaşımı ekliyorum, ama işin özetinde eğer bir “milad” alacaksa insanoğlu, saçma bir din’in saçma bir karakterinin “göğe yükseldiği” inancını değil, insanoğlunun ilk “birlikte yaşam” için inşaa ettiği şehri “milad” olarak almalıdır diyor bu düşünce… Şaman kültürünün her türlü izinin gözlemlenebildiği bu “göbeklitepe” ve insanlık tarihine etkileri, elbette ki insana milad olarak çok daha yakışık kalmaktadır.
  • Özel bir okulda ilkokul 2-3-4 ve 5. sınıf çocuklarına bilgisayar dersi veriyorum bir süredir. Bu konuda yazmak/söylemek istediklerim bir kitap olur rahatlıkla. Ama şu özeti vermeden geçemeyeceğim: Çocuklara facebook’un “politik ekonomisini” anlattım, neden “neden?” diye sormaktan vazgeçmemeleri gerektiğini anlattım, google’ı verimli bir şekilde kullanmanın ne demek olduğunu anlattım, bugünün hiç bir teknolojisinin 2030’da (onların 20 yaşına geleceği zamanda) aynı kalmayacağını, bu değişim sürecini nasıl kavramaları gerektiğini anlattım. Anlamak için muazzam çaba sarf ettiler efendim. Siz siz olun, çocuklar ile “yetişkinmiş” gibi iletişim kurun…
  • Bu yaz Ayla Sercan Parlan’ın “nefes yogası” ile ilgili katkı ve uygulamaları sayesinde denizde nefes yogası çalışmaları, özellikle suyun altında nefes tutma çalışmaları gerçekleştirdim. Süreç sonucu sezonu 2 dakika 45 saniye rekor ile kapatmış bulunmaktayım. Uzun vade hedef 5 dakika nefes tutabilmekten öte, gün içerisinde daha sık bir şekilde “düzenli” nefes almayı anımsayabilmek.
  • edX sayesinde MITx’den “Introduction to Computer Science and Programming Using Python” 6.00.1x dersini aldım, başarılı bir şekilde bitirdim. Hatta her ne kadar derslerin ilk haftalarında “maksat öğrenmek” diyor olsam da, o zor sınavları geride bıraktıktan sonra bari parasını ödeyeyim de alayım resmi sertifikayı demiş bulundum. Sınavları geçtim, parasını ödedim, sertifikayı aldım.
  • Yuval Noah Harari’nin yazdığı “Sapiens – Hayvanlardan Tanrılara”  adlı kitabı “hayatımda okuduğum en önemli kitaplar” listesine ekliyorum efendim. Bu bir tavsiyedir.
  • Fahişe lehçesinin gelişimi için gerekli süreç devam ediyor. Konsepte dair kararlar, anlatım biçimi, karakterler, konular vs. derken bu notların tamamı ve “konsept” düzenlemesi 11.116 kelimelik bir döküman haline gelmiş durumda.
  • Uzun süre yaptığım araştırmalar ve düşünüp taşınmalar sonucunda Ocak 2016’dan itibaren her ay geleceğe “uzun vade yatırım” maksatlı hisse alma planım problemsiz devam etmekte. Temettü emekliliği denilen olayı yaşamak planındayız. 15 Yıllık vade planı ile hayatımın en uzun soluklu planı, birinci yılı tamam.
  • İnternette yaptığım paylaşımlar ve içerik üretimim ile çok daha ciddi bir şekilde ilgilenmeyi başardığım bir yıl oldu bu yıl. Her türlü “paylaşım” ve yorum içerisinde kendimce “kendi düşüncelerimi” ifade etme çabamı gerçekleştirebildiğimi düşündüğüm bir zaman geçirdim. Kısacası: “içinde ‘ben’ olmayan bir paragrafım yok” diyebilmek önemliydi benim için, bu yıl söyleyebildiğimi düşünüyorum.9gag documentary
  • 9Gag’da paylaştığım 4 belgesel fotoğrafının yanında, bu belgesellerin dünyanın her yerinde eğitim sisteminin parçası olması gerektiğine dair düşüncem 26,652 puan ve 642 yorum ile çok uzun bir süre “Hot” sayfasında kaldı. Evrim Ağacı‘nda bu paylaşımımın türkçeleştirildiğini gördüm. Kim bilir daha kaç dilde nerelerde paylaşılmıştır… Paylaştıkça çoğalmıştır…
  • Instela platformundaki “tektaş yüzük istemeyen kadın” adlı başlık için yazdığım yazı toplamda 1512 defa paylaşılıp 12.000 defa okunarak haftanın – ayın pek sevileni oldu.
  • Infected Mushroom’un Mexicali adlı parçasına kendimizce çektiğimiz klip, benim için bu yılın en unutulmazları arasında efendim.
  • Evlilik ile birlikte mutfağa girmeye başlamıştım hani, ilerlettim: Kek yaptım. Çikolatalı ıslak kek. Damla çikolata, hindistan cevizi filan var üzerinde süsleme olarak. Bir defalık da değil, iki defa yaptım kısa zaman içerisinde.
  • Son dakika golü olarak ailemize bir birey daha katıldı. Adı henüz “oluşum sürecinde” olduğu için buradan ifade edemeyeceğim, ama genel olarak kendisinin rengi sarı, ve kukusunun olması istatistiksel olarak göze çarpmakta. Son olarak evimizin güncel rakımı 4. kat, nüfusu ise 6.
  • Dwarf Fortress‘da 3 yıl görev yapabilir hale geldiğim noktada orta seviye eğitimimi tamamlamış bulunmakta olup, oyun camiasındaki “DF bilenler ve bilmeyenler” ayrımında artık kendimi DF bilenler kitlesine katmış bulunmaktayım.
  • ss’nin mümkün olduğunu gördüm bu yıl.

Whoever can evade the “Self” transcends
this world and as a lover he ascends.
~simorgh efsanesi

Bunlar da hoşunuza gidebilir...