“-Bu ada yapmak istediklerimizi kaldırır mı?

-Artık kaldırmak zorunda…”

Amoneyfesta II – Take Modern

Yer: Girne Limanında kurulan standın altı.
Sıcaklık: Gölgede 44 diyorlar, o an cehennemin 2 üstü.

Başladık. Ve üç gün boyunca evlerimizden çok uzakta, o stand’ta yemek yiyerek, orada uyuyarak, hatta uyumak için ancak 3-4 saat vakit bularak, gülerek, gazete okuyarak, basında yapılan yalan haberlere cevap vererek, eylenerek, hoplayıp zıplayarak, karpuz keserek, dans ederek, durmaksızın müzik dinleyerek ( lifepod seni seviyoruz ) geçirdik “haftasonu tatilimizi”. Nasıl oldu da nerden başladı ben halen farkında değilim. Ama keşke bitmeseydi modunda bitti. Hatta üç gün boyunca müşterileri azaldı diye bizimle tartışmalara giren restaurant çalışanları bile her nedense son dakika yapılan dans gösterisi bitince “yaa kurban devam edeydiniz? güzeldi” şeklinde cinsel açlığını sergiledi, geri kalan pek çok insan gibi. Biz ise, tekila şişesi kadar şeffaftık.

Şimdiden sonsuz teşekkür etmek istediğim Salih Kayra ve Umay, siz manyaksınız ve beni baştan çıkartıyorsunuz (:

Seyir Defteri

İlk günki dinçliğimize rağmen o sıcakta panoların düzenlenmesi tüketti bizi. Sonrasında açılış konserini yapan Utopia 21:30’dan 22:15’e kadar hepimizi zıplattı. ( Playlist’leri vermeme gerek yok sanırım ). Sonrasında yaşanılan teknik aksaklıklar 23:00’da sona erdi ve Alfred Hitchcock usulü yaşayan grubumuz “Pipis” sahneye çıktı. 2 Harmonica ( mızıka ), def ve dünyalar tatlısı vokal ile yaptıkları doğaçlama antrenmanın ardından başlayan şov bütün izleyenlerce bütün festivalin en başarılı etkinliği seçildi. Özellikle Evren Maner’in aynı anda hem mızıka hem gitar’da solo attığını görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi, ben de gazetecei üslubuna tam oturmuş oldum.

İkinci günü gazetelerden okuduğumuz şikayet ve yalan haberler kıbrıs medyasının ne kadar 5 paralık olduğunu görmemizi sağladı. Bağzı yazarların hakkını yemeyelim, tümüyle etkinliği anlatıp bilgi verip saygımızı kazanırken, bağzı gazetelerde toplumda huzursuzluktan, haç ve çan resimlerinin tepki toplamasından, müziğin geç saate kadar sürmesinden söz etmişti. Gerekli basın açıklamasını yazıp gazetelere “cevap hakkı” olarak yolladıysak ta cevap hakkımıza bile saygı duymadılar sanırım…

Ona takılıp kalmıyalım, bütün günümüz o meydanda duran standın altında geçerken, sıcağın tam öğleninde gelen devasa boyutlardaki şemsiye hepimizi şenlendirdi. Hazırlıklar ses sistemi, restaurant çalışanları ile hak tartışması gibi düzenli hale gelen olayların ardından Grup Easy ikinci gün açılışını yaptılar ve başarılıydılar. Ardından sahneye çıkan Amethyst adlı Semfonik Metal grubu açılışı Epica ile yapıp Therion gibi semfonik metalin krallarından devam etmenin meydanda seyircisiz kalmaya sebep olacağını düşünüyordu, sonra sonra anladılar ki, hiç de öyle olmadı. Yat limanının ilk metal sound’unu sahneleyen grup, ilk deneyimleri olmasına rağmen başarılı bir şekilde sahneden indi. Hatta Morphy’nin kanunlarına uyarak klavyeye dökülen bira, bateristin vokal mikrofonunun yanlış yeri, Mirror’lerin problemli gelmesi bile onları durdurmadı…

İkinci günün son grubuna bir şey söyleyemiyeceğim, üç günlük çabamın sadece o kısmı bütünü ile kişisel bir istekten dolayı sahnenin biraz uzaklarında geçti…

“Gece siyahı tutuldu deniz kıyısına, ay misâli…”

Son

Son günün bitti bitiyoru, artık iyice çoğalan eş dost ahbaplar, nasıl kullanıldığı çözülemeyen apple media playerları, 2 günde 5 saat uyku, son gün sabahdan akşama içilen 6 kutu bira ve daha da kötüsü boş mide ızdırapları. Dostumuz Vasvi Çitfçioğlu ve Kıvanç Giritlinin düzenledikleri stand-up show’un ardından tatlı bombamız Deep grubunun elektronik müziği ve Mehmet Kozal’ın hazırladığı realtime video art show organizasyonun en uçurucu kısmıydı. Bunu destekleyen en büyük olay ise bir köpek balığının bir tavşana olan vahşi istekleriydi… (: İnanın arkadaşlar, bu liman Destricted‘i bile kaldırırdı.

Eve vardığımda pazar sabahı 3-4 civarıydı. Kapanış konuşmasını beceremem ben…

Deniz kıyısında düş kurmaya gidiyorum izninizle…

Barış Parlan
31/07/2007