Kendi algılarımıza ve farkındalığımıza ne kadar çok güveniyoruz ve aslında ne kadar hatalı bir özgüven bu. Özellikle konu zamanın akışını algılamak olduğu anda, algılayamadıklarımıza ve kaçırdıklarımıza dair o ufacık ve fakat korkunç farkındalık hislerimi çok garip renklere boyadı. Bu kaçırılanlardan bi haber varoluşumuza dair söylemek istediklerimi bütünlememi sağlayan videoyu aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Anlattıklarıma aynı pencereden bakabilmek için öncelikle video’yu seyretmenizi rica edeceğim… Vimeo – Existence ( A Timelapse Project)

Bulutlar ve Denizler

Her ne kadar örneklerinin yapımcıları yaklaştığım pencereyi umursamasalarda, bu konuya dair biraz ahkâm kesesim var.  Zira seyrederken elimde değil düşünüyorum, ve anlıyorum ki insan dünyayı “yaşadığı ve gözlemlediği zaman dilimlerinde” algıladığı sürece, hep bir şeyleri kaçırmaya mahkûm gibi… Algı süresi o kadar yavaş ki insanın, çok basit bir time-lapse videosunda anlayabiliyoruz ancak bulutlarla denizlerin aslında ne kadar da birbirlerine benzediklerini, bunca yıl seyrettiğimiz ve hakkında milyon anımız olan bu konseptleri bile sadece “hızlandırılmış” bir biçimde izleyince fark etmek, gerçekten bazı noktalarda algımızın kısırlığına bir atıf sanki…

Sanki normalde çok da hak ettiği saygıyı göremiyor ağaçlar bizden… Oysa birkaç mevsimi ard arda geçiren bir hızlandırılmış görüntü, o ağacın ne kadar da yaşlı, ve o coğrafyada ne kadar da deneyimli olduğunu fark etmemizi sağlıyor biraz da olsa… Tam anlamıyla idrak edemiyoruz elbette hiç birisini, ancak en azından, tam anlamı ile idrak edemediğimizin farkındalığını kazanıyoruz diyebiliriz…

Galaksinin aslında ne kadar büyük olduğunu ne kadar idrak edebiliyoruz? Onca ifade, bilgi, evet büyükler anladık, bir bok ifade etmiyoruz bu devasa yapının içinde ve fakat halen daha bütün hepsini “bizim için yaratıldılar” diyebilecek kadar uç noktada “insan ırkının bir bok” olduğunu zannedenler, etmeyenlerden fazla… Retinamızın algıladığından çok daha fazla yıldızın bir arada olduğu galaksi manzaralı hızlandırılmış görüntü, bir anda aslında ne kadar da “savrularak gezindiğimizin” ve o yapının ise “ufacık değişimini bile göremeyecek kadar kısa ve sınırlı” yaşadığımızın kanıtı… Değil başını sonunu idrak etmek, kendi “zaman algısını” bile anlayamadığımız her bir boka kendimizce “başı ve sonu böyle” masalları yazıveriyoruz. Kendimizi kandırıyoruz, onları inkâr etmek adı altında, mantığımızdan da oluyoruz…

Makro ve Mikro

Koca uçakların bir ateş böceği gibi hareket ettiği zaman algısından feyz alarak, bir ateş böceğinin koca bir uçak gibi hareket ettiğini algılayan canlıların gözünden hayata bakmayı başarabilir miyiz birkaç saniyeliğine de olsa? Çünki eğer bunu başarıp mikro dünyadan kendimizi gözlemleyebilirsek, makro yapıda uzaydan (dışarıdan) kendimize bakıp aslında “çok komplike” bulduğumuz “kendi insan benliğimizin” ne kadar da basit durduğunu kavrama yolculuğuna ilk adımı atmayı başarabiliriz…

Ölüm ve Yaşam

Ve öte yandan, ölümle burun buruna gelmiş insanların neredeyse tamamının ortak iddiası olan “bütün hayat film şeridi gibi geçiverdi” ifadesi, belki de ölümün bize makro gözlem yetisinde üstadlık bahşetmesindendir, zira yoğun biçimde hissedilen korku, öfke, sevgi, heyecan gibi duygularda da insan pek çok defa “işte o dakika kim bilir kaç  yıl sürdü” şeklinde bir ifade ile özetledi algılarını. Ki, ben de bu noktayı yaşamın bize mikro gözlem yetisinde üstadlık bahşetmesi olarak adlandıracağım…

Bulutlara gıcık kapmamak, ve her şeye hak ettiği değeri vermek adına..

*Bu yazıyı 2013 Şubatında yazmaya başladım, halen üzerine bir şeyler ekliyorum, güncelliyorum. Farkındalık da böyle bir şey işte, değişiyor, gelişiyor…

Kategoriler: Blog

Barış Parlan

I'm an earthling called Barış Parlan. a graphic designer & information technology specialist living in Cyprus. nerd, digital storyteller. doing phd about serious games and cross-reality. fan of photography, science, futurism, cyberpunk. interested in critical theory. practicing anarchism and atheism. polyamorous sapiosexual.

0 yorum

Yorum Yaz

Zamanın Akışını Algılamak

Okuma süresi: 3 min
0