Epson Printer Rezaleti

Dikkatli olun, “Renkli mürekkep kanalları kurumasın diye” sadece siyah renk çıktı alırken bile renkli mürekkep kullanıyorlar. Daha da komiği siyah mürekkebiniz yeni olsa bile, mavi mürekkep bitmiş ise meselâ, baskı alamıyorsunuz… Böyle bütçe sömürücü şerefsiz bir sisteme sahip printer üretimi yaptıkları için bile kapatılmalı, “tüketim” hayvanlığını körüklediklerinden dolayı insanlık adına Devamı…

External Harddisk Çalışmıyor

Eğer usb portu ile bağlanan External harddiskiniz bilgisayara bağladığınızda “cızıtı” çıkartıyorsa ve çalışmıyorsa, düzenli olarak “disconnect” oluyor ve içindeki dökümanları görüyor ama kopyalamaya zaman kalmadan cihazınız devre dışı kalıyorsa, benden tavsiye, yeni bir PlayStation 3 oyun konsolunun gamepad’ini şarj eden Usb kablosunu external harddisk’inize bağlayın. Cızırtı filan çıkatmadan çalıştığını göreceksiniz. Devamı…

Windows XP Göçüğü…

Evet bir başka Murphy haftası, en yoğun iki iş günü arası elime babamın göçmüş windows XP’si geldi, tamir için gece vakti oturdum bilgisayar karşısına, buyrun seyir defteri:

Hata: Windows XP Açılmıyor, boot-screen’den sonra Windows logosu görünüyor ve restart atıyor. “Last known good config”. gibi seçmeler de aynı sonucu veriyor. “Safe Mode” denemesinde Mup.sys’ye kadar listeleme yapıyor sonra yine takılıyor, ve restart atıyor. Bios update hatası gibi bir problem değil, hardware olarak bir problem yaşanmadı. Tipik olarak kullanıcı “hiç bir şey yapmadı”, en son kapattığında normaldi. Açmaya çalıştığında hiç açılmadı. (daha&helliip;)

kendime

Beni sevmemendense, benden nefret etmenin daha iyi olacağına inandım, çünki “nefret ettiğin kadar seversinde aslında” demiştin…

Hep düşen sendin, elini tutan bendim. Ve hikâye böyle anlatılıyordu, yazılıyordu, okunuyordu, böyle görünüyordu, herkesin işine geliyordu. Oysa artık bana bakmıyordun, sadece uçurumun kenarında sapa sağlam duruyorum sanıyordun, farz ediyordun… Ayağımın kaydığını, uçurumun eşiğinde artık beni göremediğini bir türlü fark etmiyordun, belki de istemiyordun… (daha&helliip;)

ayna

oturdum ayna karşısına, biraz kendime bakmaya. “merhaba” dedim, ne bir hareket, ne bir tebessüm, buz gibi bakmakta karşımdaki, canım sıkıldı… beğenmedim bu tipi. kalktım önce bi bira açtım, birkaç yudumdan sonra şınav çektim bolca, ardından terli vücudumu duşta serinlettim, çıkınca traş oldum çalan zaz – eblouie par la nuit eşliğinde. Devamı…

dört eylem

Bir iyilik yapıyorum bu sefer, kimin için bilmiyorum, misâl ki kaldırımlar için, susuyorum. Su içince geçicek cinsten değil bu sefer, sessizliği içiyorum. Sözlerim, ithaf olundukları gözlere kağıt üzerinde, mürekkep lekeleriyle gittiler, göz yaşıyla ıslanıp dağıldılar. Bu seferlik paylaşmak istediklerimse, dört dostumdan kâh eski tozlu kâh yeni mutlu dört ayrı yazım, yazıt, yazı… Hepsinin derdi birbirinden farklı… Kulak verin hıçkırıklarına… Unutmadan, yağmur ve ney’e mâruz kaldım aynı anda, hayatta deri değiştiriyor, şafak 2… (daha&helliip;)

Bir yazı yazacaktım

Alışmayasın dı bana, alışkanlığın olmayayımdı. Her sabah uyandığında yeniden aşık olasın, her gece yatarken yine vedalaşasındı benimle. Öyle bir sevmek ki bendeki, ve sen öyle pisdin ki, ayaklarının kokusu sendi mesela, ayaklarını öpmem o yüzdendi. Ve vedalaşmam işte bu yüzdendi… O gecenin adı flüt sesiydi, balkon yarına nazırdı ve ben işte o an sevmeye hazırdım. Sana akmalıydım ama nasıl? Ses ve nefes aynı anda yetişmişti imdâdıma… Ne çalmıştım, ne çalmıştım senden, bilemeyişlerimdi ve bilemeyişlerimizdi birbirimizi geceyi sevdiren. Duvarlardan sıkılmıştın ve bunu sana söylemek içini okumak olacaktı, kaçarken odadan dört değil beş duvardı geride bıraktığımız, beşincisi, aramızdakiydi… Çocuk parkında çocukça bakacaktın daha dünyaya, ben de çocuk bakar gibi bakacaktım sana. Öpücük Balığı anımsatacaktı seni bana, sen bana nice satırları anlatacaktır okurken seni anımsadığım, ve sana ulaşmanın yasak olduğu anlarda… Nicedir deniz kenarına gitmediğimizi fark etmemiz burkmasındı içimizi, zaten yeterince bükük tutuyordu ellerimiz ellerimizi. Sonra, sen kitap sayfası olacaktın, ben senin köşeni kıvırıp, satırlarının altını çizecektim, en güzeli de kimse ile paylaşmadığım tek kitap olarak kalacaktın… Yine de sahaflarda var olmayı daha bir başka sevecektin, hele bir kağıda yazı yazmaya göresin, kağıt sararacaktı efkârından… Demiştim ya, bir yazı yazacaktım, kimse sevemeyecekti, sırf içinde sen varsın diye, sevdirmeyecektim benden başka kimseye…

(daha&helliip;)

Anneler Günü

Anneme yazmıştım kelimeler ile ifade edilemeyecek kadar zor şartlar altında e-mail olarak. Sonrasında arayamadığımdandır maili okuyunca bütün gün ağladığını az önce öğrendim, sizlerle paylaşmak istedim ona yazdıklarımı… (Affet anne, dilerim özelliğini yitirmez) //Bir an söyleyeceklerimi unutuverdim. Bugün yanında olamadım ve hediye veremedim diye üzülme, biliyorsun dışarda olsaydım zaten hediye almazdım Devamı…

Ruhu Loş’a

Benim için sanat ikiye ayrılırdı, birincisi o bilinmeyen ölüm anı, ikincisi ise hayatın uçurumlarıydı. Aşk ise bu ikisini aynı anda yaşamaktı. Anladım ki tutku denilen nefes alma hakkı, uçurumun dibindeki şuursuz saatlerde saklı. Barışın aklı sudaki dolunay gibi aktı, yansıma yolları çıkış sandı, kendini attı. Bir paylaşım kandırmacası, “ekmeği siktir Devamı…

Oyungezer – Türkiyenin Oyun Dergisi

LEVEL, ProGamer ve PC Gamer dergilerini hazırlayan ekipten yepyeni bir oyun dergisi geliyor: Oyungezer – Türkiye’nin Oyun Dergisi! Geçtiğimiz ay LEVEL dergisinden ayrılan yazar kadrosu, yeni bir oyun dergisi için kolları sıvadı. Sinan Akkol, Tuğbek Ölek ve Serpil Ulutürk’ün öncülüğünde, Türkiye’de şimdiye kadar çıkmış en başarılı oyun dergilerinin altına imzasını Devamı…