yankılar, ( peki – biraz yanıklar ) kulaklarınızı tıkayabilirsiniz, aşk gibi bu satırlar, gözlerden girer ilk ışık, ve yaş olarak yine gözlerden çıkarlar. Bunca aktım ama hiç ağlamadım, nasıl diye sorusu olan varsa, eskici dükkânını ziyaret etsin, uzakta değil hem, o artık seyyar.

bin ruh içimde çığlık atmakta… Bense sessiz ve suskun günlerin geçmesi ile yetiniyorum sadece.
Oldukça kalabalık bir topluluğuz konu “eskilik” olunca, sanırım acılar ve hüzünler güruhu demek daha doğru olurdu…

– hem kahinlik yapsan ya biraz?

sonra yaz mevsiminde bunca yağmur nereden çıktı diye soruyorum kendi kendime, cevapsız bırakıyor, suyu seyrediyorum… onlar gidiyor sonra, ben kalıyorum, içten içte çaktırmadan vedalaşıyoruz… dert etme ama, bu kötü değil. Sadece böyle olması gerekiyormuş…

– bu senin gizemin…

o çakırkeyif sevgileri savururken tattığın gülümsemeden sonra oluk oluk kanamanı istemiyorum… inan hepsi bu. Ve mutlu ol, siyah kefen olmaz….

– kefenin rengi önemli değil, hissettirdikleri…