Unutulmuş olanların yüzü dolun aynalardan yansıyor bilinçsizliğime.
Ve ben daha bu geceden kaybediyorum yarını, tıpkı bir kelebek misali.
Karanlığın seher vakti intiharı, güneşe olan nefret dolu esaretinden…

Rüzgar iniltisi, göğün haykırışları, gecenin fısıltısı…
Ve yalnızlığın son sabahı…
Kostüm giymiş cesetlerin günaydın uğultularında.
Bu şizofren dünyaya dönüyorum sırtımı.
Gerçekçil hayalinle bir rüya mutluluğu tadıyorum.
Gümüşî bir gökyaşı akıyor, sanabakan çiçeklerin toprağı inciten köklerine…

Bu toprakta bir aitlik kokusu, bedenimi çağırıyor…
Bir çınar yalınlığı, bir okyanus huzuru,
Ruhum martıları besliyor, gözlerimde yağmur yağıyor.

Biliyorum yine dünde uyanacağım, sana Fadeh’de kavuşacağım…

Ruhumun kavuşması gerek…
Benim gömülmem gerek…

Zarfın hüznü, bu mektubun küllerinin denize armağan olmasınaydı…
Gecenin siyahı, duygularımı azad et…