Sus oldu, puslu…

Çok efkarlı bir şekilde yüksek sesle türkü söylüyorlardı, aslında kendileri bile bilmiyorlardı neden efkarlı olduklarını, onlar böyle yaşamaya alışmışlardı kısadan. Yinede anlam verememişlerdi yanlarından geçen adama, boydan boya takım elbise giymiş, yinede sırtında yırtık sökük bir asker çantası, gecenin o zifiriliğine inat delimidir nedir bir güneş gözlüğü gözlerinde ve ayakkabıları Devamı…

Mızık

“Banane ama, önce hayat vurdu… Sonra aşk. Hem ben ödeşmekte istemiyorum ki. Oynamıycam işte.” Dilediğin kadar mızıkçı diye bağır, sen oynuyorsun da ne oluyor? hayatı geçmişiz kalpler kalmış rengarenk geriye, kimisi eskimiş, çoğu bizim ellerimizde kırılmış. Eh sıkıldıysan ver senden daha fakir bir çocuğa, onlar oynamasını bilir kırık oyuncaklarla. Yada Devamı…

Dökülüyor Gözlerim

Benimkisi sadece çığlık atmak… Küçükken karanlıktan korktuğumda monitörün ışığıyla kurtulurdum kâbuslarımdan… Kafeteryanın camından düşüvermiş içeriye, ve çıkışı asla bulamayacak olan serçe avuçlarımdayken açık tutsada gagasını pençesini, incitmedi beni… O anladı da insanlar anlayamadı yardım etme çabamı…. Dilenci misâli istek üzerine sigara ve su aldığım liman yolundaki yalnız adam, bir saat Devamı…

Kara Gül

“Kalbimin çıkmaz sokaklarında konuşma yasağı ilan edilmiştir… Suskun gecelerde hasrete inat öpüşme hayallerinin cezası, intihardır…” Gün geçemedi zamanda, üzerime ağardı, Mavi gözyaşlarım duygularıma ağırdı… Ruhumda yankılandı bir sessiz feryâd, Küllerim ve dumanım karaydı… Bitmeye niyeti yok, ne ömür ne acı, Masaldaki peri öldü, kaldı toprakta tacı, Seher geldikçe esti pencereden Devamı…

Şiirini Kaybeden Gözyaşı

Ben ruhumu emanet edip sana, Deniz kenarına rüzgârla fısıldaşmaya gidiyorum. Bir bakarsın, kuzeye doğru eserde, duyumsarsın. Çünki rüzgâr hep gidecek olan olduğunda, kuzeyi gösterdi… Ve o sert eser, hiç geri getirmedi, sen savruldun mu? Peki ya bu kan nerden akıyor? Senden mi? Benden mi? Baksana, zehirli galiba bu deniz, geçeni Devamı…