Şimdi bi çığlık atcam bileklerim üzüntüden kanıycak, çok dertli olduğumdan değil ki belkide esas derdim bu. Yaşam kavgamın ciddiyetinden kopardılar beni ve maskelerle dolu bir oyunun ortasında derdim varmış gibi yapmamı beklediler, bekliyorlar, bekleyecekler… Kendimle fısıldaştıkça anladım sesimin değerini, suskunluğum onlara inat, okumam kontrol altında yazmamsa kökten yasak. Oysa ele avuca sığmayasım vardı, oluverdim gözlerden uzak hemde kendime yabancı. Bütün anılarımı dolunay şahitliğinde denize savuruştum ben, bu edebî bir ifade değil! (ki gerçekten ay dolundu ve iskeleden aşşağı gözyaşlarım hariç neyim varsa dökülmüştü…)

Benimde kırıklarım vardı biliyorsun, misâl sen başını dayardın göğsüme ve kalbimin “ne kadar da güzel” sesini dinlerdin, oysa kalbim kan ağlardı o mahâlde… Bi fark yok halen ayrı bir konu, yani bileklerim çığlığımı beklemekte halen. Bense kimbilir yıllar sonra huzurla terk edeceğim şu hayata sımsıkı sarılıyorum, yarınım tavşan ağzındaki niyet kadar belirsiz. Satır satır ıslık melodilerim irdelendiğinden size aktarmam pek güç, ruhâni güçsüzlüğümden olsa gerek okuduğum kelimelerin* mühürlenmesi pek incitmiyor. Bak dost, yine karaladım yüreğimin boş bir parçasını ve yürür adım ağlamam için sokaklar beni bekliyor son saatlerinde şehrin, bir nefes daha borç alıp gideceğim sokak lambalarında pırıldamaya ve trafoların uğultusu gibi bir baş ağrısıyla kâbuslarımı rüyalaştırmaya… Edebî kaygısızlığım silgiyi küstürüyor… Kalın sağlıcakla.

*Ama Tutunamayanlar’ın sakıncasızlığı külliyen yalanmış, uçurum çiçeği öyle söyledi…


Barış Parlan

I'm an earthling called Barış Parlan. a graphic designer & information technology specialist living in Cyprus. nerd, digital storyteller. doing phd about serious games and cross-reality. fan of photography, science, futurism, cyberpunk. interested in critical theory. practicing anarchism and atheism. polyamorous sapiosexual.

0 yorum

Yorum Yaz

Çığlık

Okuma süresi: 1 min
0