Aklımda sorular var, aklım boş değil beni düşündüren ruhlar, ruhumu yoran düşünceler var. Kötü olduklarına inanmıyorum, iyi olmadıklarını biliyorum. İkilemler var. İyilik ile kötülük arasındaki çizgide sarhoş gibi yalpaladığımızı inkâr etmeye eyilimlerimiz var. Halbuki sarhoş olmak güzeldi, özeldi. Özelliği gitmiş, gerçekçiliği kalmamış duygular var, sokaklarda, onların içlerinde, onlar her yerde, onlara dair nefretim var. Sigara kadar hayatlarımız var, anlamını unuttuğumuz geçmişimiz var kibrit kadar.

Nefret ettiğimiz işlerimiz var, bizlere engel olan, bırakıp gitmeye dair isteklerimiz var, dünyayı gezme hislerimiz. Dünyada ne kadar çok yere gittiğin değil, ne kadar çok yere dünyayı götürdüğün önemlidir diyenlerimiz var, doğruluklarının payı yeniyor ve inatla susuyor onlar.

Bebek arabasını XRay’den geçirmek için bebeği uyandıran görevlilerimiz var, bu kadar keskin kuralları sadece makineler uygular, onlar insani insiyatif için oradalar, maaşlarını vergilerle öderiz ve çaresiz bırakıp boş boş yüzümüze bakarlar. O bebeğe uygulanmıyor diye o insiyatif, ana yüreği kadar doğal sızılarımız var.

Yirmi dakikalık park yerinde, yirmi iki dakika durdu diye ceza yiyenlerimiz var, teknoloji ceza kes diyor, peki o görevli neden orada duruyor? İnsani insiyatiflerimiz var, kullanmayı çoğumuzun unuttuğu.

Hastalıklı yanlarımız var, yarın aynaya bakamayacak kadar bizi utanç içerisinde bırakan davranışlarımız var. İnsan değil bunlar dediğimiz insanlar, kardeş babalar tarafından dünyaya getirildi onlar. Burada olsa bir dünya kendini savunacak, ve inkâr edecek aynalardan korktuğunu.

Metal-ci, Sol-cu ve Nihil-ist’likleri var, çizginin sağ tarafına kendini adamış, solundaki kelimenin özelliğini anlamamış, bakakalmış şaşkınlarımız var. Asla bakamayacakları, anlayamayacakları dünyaları sırtlarına yük gibi semerlemeye ihtiyaçları var, ortam / çevre uğruna yalnızlıklarına küsenlerimiz var, ki onlar aslında yalnızlığın en acımasız yüzüyle vakti gelince tanışacak olanlar.

Onun bunun yüzünden oldu diye ağlayanlar, sanki kendileri kusursuzlar. Kozmik evrende var olan en ufak bir hatayı üstelenemeyen zihniyette büyümüş, büyütülmüş yanlarımız var. Sorumluluk kelimesinden öyle çok korkarlar ki, kaçarlar… Özür dilemeden, af istemeden, pişmanlık hissetmeden önce, kabullenmek gerekir yapılanları, ve “oldu” değil “yaptım” demek gerekir, söyleyemeyenler var…

Olmak istediğim yerde değilim, neden değilsin diye soranlar var. Benimse ufak farkındalıklarım var. Bütün dünyadan yalıtılmış bir adada, bir başınalığımızla yaşayıp gidişimizi ara sıra kıskanan arkadaşlarım var, bu adadaki canlılar ise durmaksızın bütün dünyayı kıskanırlar.

Söylemek istediğim daha çok şey var, ama kelimelerim bu kadar…

Kategoriler: Yazılarım

Barış Parlan

I'm an earthling called Barış Parlan. a graphic designer & information technology specialist living in Cyprus. nerd, digital storyteller. doing phd about serious games and cross-reality. fan of photography, science, futurism, cyberpunk. interested in critical theory. practicing anarchism and atheism. polyamorous sapiosexual.

4 yorum

halil · 2009-02-04 01:43 tarihinde

artik konusmayi ve yazmayi birakmalisin! artik yapmalisin!

Baris Parlan · 2009-02-04 21:59 tarihinde

tiksindiğim şeyler var dost, bu yazıda hangi satırlardan rahatsız olduğunu anlayabiliyorum, ve affet ki o satırları üzerine çekecek olanlar var, o insanlar gerçekten varlar. miğdemi bulandırıyorlar.

beni okumayan insanlar zaten konuşmadığımı veya yazmadığımı düşünebilirler dost, bu zor değil. zor olan, konuştuklarımı ve yazdıklarımı okuduktan sonra, düşünebilmeleri…

Cevdet Dikiciler · 2009-02-05 10:10 tarihinde

keşke seninle kıbrısta tanışmış olsaydık.5 yıl oradaydım ve benimle aynı dilde konuşan tek bir insana rastlayamamıştım.yazık.

zümre · 2009-02-19 01:09 tarihinde

‘VAR’lığınla dünyalar benim…..________________________________________________________________________________İYİ YÜREKLİM!

Yorum Yaz

Söylemek istediklerim var

Okuma süresi: 2 min
4