Bir yol, bir yerden çıkarak, bir yöne gidebilmekse; bir yer, bir yöne doğru oluşabilecek bir yolun başıysa – ve sonunda varılacak yer, o yolun sonuysa – ; bir yön de, bir yer ile kat-edilen bir yol arasındaki bir devinmeyse; yerinden kalkarak bir yöne doğru bir yola çıkıp giden – yerinden çıkarak bir yöne doğru yol alan – kişi, yürüyordur… “
Posted on Nov 22, 2011
Posted on Nov 22, 2011
Yer Yön Yol
Yol, kendine bir yer bulamamış
kişinin özlemidir.
Kendi yerini yerleşiklikte
bulamayan kişi,
onu yolculukta arar.
Posted on Nov 22, 2011
Yarın Çok Geç Olabilir Sevgilim
1
en çok istanbula benzeyen gözlerini sevdim
gözlerinde devrik cümleler gibi bakan kederi
esirgeyen bağışlayan aşkın adıyla başladım sana
erkekliğim bedeninde kimbilir kaç kez hatim indirdi
kimbilir kaç kez yazdım kendimi arka sayfalarına hayatının
faili meçhul bir cinayet haberi gibi
Posted on Nov 22, 2011
Yalnızlıklar
“ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde.
o yıllarda söylenceler eşkıya türküleriyle başlardı.
ninemin sesinden keklik ötüşleriyle çınlayan
kekik kokulu ormanlar geçmezdi hiç;
dağlar geçerdi
geçerse;
kanlı,
fermanlı
ve dumanlı dağlar geçerdi.
Posted on Nov 22, 2011
Seyahatname
Neyin feryadı ile başlar Mesnevi’sine Mevlana, doğduğu topraklardan kopuşunu, hayat dediğimiz bize ayrılan zaman dilimindeki seyahatini, bir diyardan diğerine, bir sevdadan başka sevdalara gidişini anlatır ney’in.
En sade ve öz haliyle, insanın, hepimizin öyküsüdür ney’in hikayesi. Her birimizin başlı başına bir dünya olduğunun; her bir gönlün acılar, sevdalar, umutlar, aşklar, dert ve dermanlarla yoğrulmuş seyahatinin ney’e yansıyan sedasıdır.
Posted on Nov 22, 2011
Sahibini Arayan Mektuplar
Birinci Mektup
Geceydi… Bütün insanların çırılçıplak olduğu bir zamandı. Onları düşünüyordum; gümüş tepsilerdeki kristal kadehlerden zamanı yudumlayan insanları düşünüyordum. İrili ufaklı aynaların karşısında enseleri bembeyaz kadınlar boyanıyordu. Uzun uzun parmakları vardı kadınların. Öpülmeye alışmış dolgun dudakları vardı. Kocaman kocamandı kalçaları. O kadınları düşünüyordum.
Posted on Nov 22, 2011
Şafak Türküsü
1
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama
Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Posted on Nov 22, 2011
Matrix
Bu film hayatın ta kendisi gibi: Katman katman… Her yaştan, her tip insan farklı şeyler buluyor içinde… Semboller öyle ustalıkla örülmüş ki birbirine, istisnasız hiçbir sahnesi “öylesine” olmayan, özenle dokunmuş yapısında görüp farkedebildiğiniz kadarını yanınızda taşıyabildiğiniz bir oyun… İşte benim gördüklerim:
Posted on Nov 22, 2011
Masal
dolaşırken düşlerde
bir masala karıştık
bir yerlerdeydik
adını kimselerin bilmediği
bir gece düşüydü yaşadığımız
masallara dönüştü
bakıştık beraberce
Posted on Nov 22, 2011
Kenan Evren’e Açık Mektup
Sayın Kenan Bey,
Bu mektubu size serin bir mart sabahı, Atatürk’e dil uzatan bir YouToube videosunu seyredip sinirle kahvemi yudumlarken yazmaya karar verdim; satırlarımı pek de düşünerek sıralamayacağım; zaten düşünmek gibi ahlaksız bir eylemin girdabına kapılmış bir neslin yok edilememiş ender zatlarından biriyim; en azından özürlü bırakacağınızı umduğunuz bir devrin çocuğuyum; pek öyle lale devri de değil o; bal gibi kötek devri.












