“Mega Holdings” Dolandırıcılığı

Size web sitesi satacaklarını ve sonra çok zengin olacağınızı söyleyenlere inanmayın!

Merhabalar, Ben Barış Parlan, hayatımın hatırı sayılır bir kısmını teknolojik konularla içli dışlı geçirmiş olduğumdan, adamızda genel olarak baş gösteren pek çok bilgisayar temelli yolsuzluk – usulsüzlükten haberim olmakta, ve konuya dair madur insanlara yardım etmeye çalışmaktayım. Sizlerle bu yaşanılan siber suçlara dair bildiklerimi ve uyarılarımı paylaşarak, bilgisayar ile ilgili yolsuzluklara en azından biraz olsun hazırlıklı olmanızı sağlamak amacındayım.

Bu ilk yazımda, son zamanlarda madur olan insanlar tarafından adını sıkça duyduğumdan dolayı Kıbrıs’daki faaliyetlerini arttırdıklarına inandığım Mega Holdings Dolandırıcılığı konusunda sizleri uyarmak istiyorum.

2012 Yılında kurulan, Titan saadet zinciri ile hepimizin duyduğu “Ağ Pazarlamacılığı” sisteminin dijital dünyadaki bir versiyonu olan “Sunucu Şirketi” formatına bürünmüş “Mega Holdings”, normal değerinin 20 katı gibi abartılı bir fiyata Web Sitesi satışı yaparak üye kabul ediyor, ve devamında da bu üyelerin yeni üyeler bulup aynı fiyatlardan satışa devam etmeleri halinde kârlarından %’lik pay vererek herkesin çok zengin olacağını ve hayallerine kavuşacağını vaad ederek insanları kandırıyor, dolandırıyor. Bu vaadlerin içerisinde “Web siteniz olunca zaten zengin olacaksınız, yeni üyeler buldukça zenginliğinize zenginlik katacaksınız” şeklinde ifadelerle, değil web sitesi, internete dair bile çok bir bilgisi olmayan insanlara hayaller pazarlayıp, fahiş fiyatlara üyelik dağıtıyorlar. İçerik olarak ise “Web Sitesi” satıyoruz demelerine rağmen, aslında bir web sitesi için gerekli olan en ucuz iki maddeyi, “Hosting” ve “Domain” hizmetlerini satıyorlar. Web sitesini sizin yapmanız gerekiyor.

Hosting (Disk Alanı) nedir: Hosting basitçe, bilgisayarınızdaki harddisk’in, internette sürekli olarak aktif olan halidir şeklinde anlatılabilir. Nasıl telefonunuzda resimlerinizi, USB Flash Memory’nizde müziklerinizi ve dökümanlarınızı saklıyorsanız, Hosting’inizde de web sitenizin dökümanlarını saklarsınız. Sayfanızı ziyaret etmek isteyen insanlar bu disk alanına bağlanırlar, içeriği görürler. Hosting alanınızın bir limiti vardır, tıpkı telefonunuzun ve flash disk’inizin limitinin olması gibi. Fiyat, bu limit ile belirlense de, belirli bir miktarın üzerindeki alan zaten kullanılmadığından gereksizdir. Bu içeriğin internette düzenli olarak durması için ise yıllık olarak Sunucu şirketlerine para ödersiniz.

Domain (Alan Adı) nedir: İnternetin “içerisindeki” Hosting’inizde bulunan dökümanlarınıza, insanların ulaşabilmesini sağlayan “adres”tir domain. Bu adresin başında “www”, sonunda ise belirli kriterlere göre “.com”, “.org”, “.com.tr” gibi uzantılar bulunur. Adresin tamamına ise “domain” deniz. Bunun ücreti de yine Sunucu hizmeti sağlayan şirkete yıllık olarak ödenmektedir.

Domain ve Hosting Fiyatları ne kadardır: Bir Domain için neredeyse evrensel denebilecek fiyatı KDV dahil 23 TL’dir. Standart bir Hosting paketi ise 40-50 TL civarındadır, en yüksek alan olan “sınırsız alan” hizmetinin yıllık fiyatı 150 TL’dir. Hosting satın alan kişiye, Sunucu şirketin domain’i hediye ettiğini görmek çok şaşırtıcı bir durum değildir. Zira birisi olmadan, diğerinin hiç bir anlamı yoktur. İnsanlar önec “adresinizi” yazarlar, akabinde de o adresin yönlendirmesi ile internetteki hostinginizde bulunan web sitenize ulaşırlar ve sayfalarınızı gezerler.

Mega Holdings, yukarıda anlattığım ortalama 60 TL’lik Domain ve Hosting hizmetlerini size 2.150 TL’ye satmaktalar. Bu fahiş fiyatın açıklaması olarak ise “Sınırsız Disk Alanı” verdiklerini ifade etmektedirler. Neden sınırsız? Çünkü teknolojik konulardan anlamayan bir kişinin yıllık disk alanı gideri 50 TL’yi geçmez. Bunun yanında teknolojik gereklilik olarak sayabileceğimiz Yedekleme ve Güvenlik gibi teknolojilerin hiç birisini sunmamaktalar, zira kendileri de “hizmetin kullanılmayacağının” farkındalar. Üye olanların, verdikleri parayı geri kazanıp akabinde “zengin” olabilmeleri için tek yol, yeni kurbanlar bulup onları bu fahşi fiyattan üye yapmaktır…

Ne yazık ki yaşadığımız ada küçük bir yer, ve dolandırılan insanlar eşlerine dostlarına düşman olmaktalar. Bütün bu olayların sonucunda ise tek kazanan, çok da uzak olmayan bir yerlerden gelip bilinçsiz insanlara bu hizmeti satmış, ve şimdi de daha çok insanın birbirine satmasını bekleyen “Zincirin başındakiler”. Lütfen aldamayınız. Bedava peynir, fare kapanında olur.

unix_test

Kali Linux Yükledikten Sonra Yapılacaklar

  1. “Device not managed” Hatası
    /etc/NetworkManager/NetworkManager.conf dökümanını açın, managed=false satırını managed=true yapıp kaydedin.
  2. Repository listesini düzenlemek
    /etc/apt/sources.list dökümanını açın, ve oradaki listeyi silip (veya comment’leyip), yerine aşağıdaki listeyi yazıp kaydedin.
    ## Regular repositories
    deb http://http.kali.org/kali kali main non-free contrib
    deb http://security.kali.org/kali-security kali/updates main contrib non-free
    ## Source repositories
    deb-src http://http.kali.org/kali kali main non-free contrib
    deb-src http://security.kali.org/kali-security kali/updates main contrib non-free
  3. Apt-Get Hızlandırmak
    /etc/resolv.conf dökümanını açın, Google’ın DNS’leri olan aşağıdaki ns bilgilerini, dökümanda bulunanlar ile değiştirin.
    nameserver 8.8.8.8
    nameserver 8.8.4.4
  4. Yapılanların Toparlanması
    apt-get clean
    apt-get update
    apt-get upgrade
    apt-get dist-upgrade
  5. PulseAudio Uyarısını Düzeltin
    /etc/default/pulseaudio dökümanını açın.
    PULSEAUDIO_SYSTEM_START=0 değerini 1 olarak değiştirin.
    reboot
  6. Ses Sorununu Çözmek
    Boot sırasında Ses’in açılmasını sağlamak için öncelikle alsa-utils’i kurmalısınız.
    apt-get install alsa-utils -y
    Sağ üst köşedeki küçük ses kontrol ikonuna sağ tıklayıp Sound Preferences‘i seçin.
    Output Volume slider’ini ON’a getirin. Pencereyi kapatın.
    Artık unix’inizin sesi açık.
  7. Kali Linux’e Java JDK Yüklemek
    Son java sürümünü Google’a “Oracle Java Download” arayarak bulun, uygun mimarideki linux sürümlü java tar.gz’yi download edin. Aşağıdaki komutlarla arşivi açıp /opt klasörüne yerleştirin:

    tar -xzvf /root/jdk-7u45-linux-x64.tar.gz
    mv jdk1.7.0_45 /opt
    cd /opt/jdk1.7.0_45

    Aşağıdaki komutlar ise, bu yüklediğiniz Java’yı default olarak kaydetmenize yarar (kod içerisinde Java versiyonunuza göre düzeltmeler yapmanız gerekebilir, lütfen copy+paste yapmayın, inceleyin, araştırın)

    update-alternatives –install /usr/bin/java java /opt/jdk1.7.0_45/bin/java 1
    update-alternatives –install /usr/bin/javac javac /opt/jdk1.7.0_45/bin/javac 1
    update-alternatives –install /usr/lib/mozilla/plugins/libjavaplugin.so mozilla-javaplugin.so /opt/jdk1.7.0_45/jre/lib/amd64/libnpjp2.so 1
    update-alternatives –set java /opt/jdk1.7.0_45/bin/java
    update-alternatives –set javac /opt/jdk1.7.0_45/bin/javac
    update-alternatives –set mozilla-javaplugin.so /opt/jdk1.7.0_45/jre/lib/amd64/libnpjp2.so

    Test etmek için aşağıdaki adrese gidin:
    http://www.java.com/en/download/installed.jsp

  8. Flash Yükleyin
    Flash yüklemesi, Kali için diğer bütün unix’lerde olduğu gibi, kolay bir işlemdir:
    apt-get install flashplugin-nonfree
    update-flashplugin-nonfree –install
  9. Tor Yükleyin
    Ne olduğunu bilen bilir.
    apt-get install tor
    service tor start
    proxychains iceweasel
  10. FileZilla Yükleyin
    apt-get install filezilla filezilla-common -y
  11. HTOP ve NetHogs Yükleyin
    apt-get install htop nethogs -y
    Yüklemeden sonra çalıştırmak için aşağıdaki komutları kullanabilirsiniz:
    htop
    nethogs eth0
    nethogs wlan0
  12. AutoLogin Ayarlaması
    /etc/gdm3/daemon.conf dökümanını açın,
    2 Satırın commentlerini silin, döküman şöyle görünmeli:
    [daemon]
    # Enabling automatic login
      AutomaticLoginEnable = true
      AutomaticLogin = root
    Çalışması için reboot yapın.

Kendinizin çözmesi gereken, ama yapmanızı tavsiye ettiğim diğer notlar:

  • NVidia / AMD Ekran Kartı Driverinizi yükleyin
  • GPU Processing Ayarlarını Yapın
  • Reminna Yüklemesi
  • GDebi Package Manager Yüklemesi
  • Theme Yüklemesi
  • XFCE Desktop Yüklemesi
unix_test

“Package is not available” Hatası

Paket yüklemesi yapmak istediğinizde, örneğin OpenVPN kurmak için gerekli olan paketleri command-line’da yazdığınızda aldığınız bir hata mesajı şu şekilde olabilir:

Package network-manager-openvpn is not available, but is referred to by another package.
This may mean that the package is missing, has been obsoleted, or
is only available from another source
E: Package ‘network-manager-openvpn’ has no installation candidate

Bu durum, VPN ile ilgili değildir, sadece unix source-list’inizde bilgisayarınızın paketleri alması için gereken doğru adresler – kaynaklar yoktur. Çözüm için, /etc/apt/source.list dökümanını açıp, sonuna aşağıdaki kaynak listesini ekliyoruz ve kaydediyoruz:

deb http://archive.ubuntu.com/ubuntu quantal universe
deb http://ftp.de.debian.org/debian wheezy main
deb http://http.kali.org/ /kali main contrib non-free
deb http://http.kali.org/ /wheezy main contrib non-free
deb http://http.kali.org/kali kali-dev main contrib non-free
deb http://http.kali.org/kali kali-dev main/debian-installer
deb-src http://http.kali.org/kali kali-dev main contrib non-free
deb http://http.kali.org/kali kali main contrib non-free
deb http://http.kali.org/kali kali main/debian-installer
deb-src http://http.kali.org/kali kali main contrib non-free
deb http://security.kali.org/kali-security kali/updates main contrib non-free
deb-src http://security.kali.org/kali-security kali/updates main contrib non-free
deb http://mirror.nus.edu.sg/kali/kali kali main
deb http://repo.kali.org/kali kali-bleeding-edge main

sonrasında ise:

sudo apt-get update

artık dilediğiniz paketin install  komutunu başarı ile verebilirsiniz.

Am I Responsive

Am I Responsive?

The Net Awards‘da Side Project of the Year ödülünü kazanan Am I Responsive? adlı web sitesi, web geliştiricilerinin hazırladıkları web sitelerinin aynı anda geniş ekranlı pc’lerde, laptop’larda, tabletlerde ve cep telefonlarında nasıl görüneceğini test etmelerine olanak sağlıyor. Responsive konseptinin HTML5 ve CSS3 ile hayatımıza iyice girdiği şu dönemde, kanlı canlı (live olarak) site testi imkânı, özellikle bu scripti kendi localhost’unuza kurup internet ile uğraşmadan da kullanabilme olanağı sayesinde, tam şukella lezzeti fırsatı sunmakta. Bütün aklı başında web geliştiricilerinin, kendi web sitelerine Am I Responsive? şeklinde soru sormaları dileğiyle… Bütün olayın kaynağı olan ResponsiveDesign.is yapımcılarına teşekkürler.

Sunulan Çözünürlükler:
Desktop   –  1600x992px Küçültme Oranı: 0.3181
Laptop    – 1280x802px Küçültme Oranı: 0.277
Tablet    – 768x1024px Küçültme Oranı: 0.219
Mobile   – 320x480px Küçültme Oranı: 0.219

Manga Programı

çizgi roman – manga okuma programı düşün
ama çok dil destekli
yazı kutuları belirli alanlar
yazılar TXT’den çekiliyor
dil seçiyorsun
o dilde açılıyor manga.
Güzel olur
güzelfikir
yapayım bunu
(:

oğlum fikir çıktıkça aklıma gelen, yazıyorum işte. daha ne diyim.
ama pratik olur mu
mesele o
e yani.
orasını sen düşünücen
kullanan sensin
dijital ortam da değil mangalar
scan edilip edit ediliyor
sırf dijital manga için biş lazım o zaman
resim çizme
yani çizme değil
“yerleştirme”
balon kodlama
dillere göre yazı yazma programo
dijital manga için
kutu içleri animasyonlu bile olabilir
balonlar mouse hover’da çıkar gözükür alternatif olarak
yani manga oluşturmak için program diyorsun
okuyucuyu da katabilirsin.
oluşturmak – ve okumak için.
özel programla oluşturulan
onun client’i ile okunan manga.

anladım
çizimi de kapsayacak mı ?
sanmıyorum.
yoksa sadece çizilenleri yerleştirmek ve animasyon için mi
çizerler photoshop’dan vazgeçmez
aynen. png şeffaflık filan
çizer sadece kutu içine yerleşecek görselleri ayarlıcak
editör, nası çizere “bunu burdan çiz, bu burdn çıksın” dio
aynen devam edicek
yine kendi editör bu programla yerleştiricek
çizimler hareket paylı olcak
sağ sol hafif hareket edicekler sadece. az bi derinlik. o kadar
balonlar full gözükebilir
anladım
veya mouse hover’da gözükür die okuyucu seçicek. gezicek işte.
yazılar “scroll” olabilir. küçük balona bi sürü yazı sığar böylece.
dil desteği de gelmiş olur
ne biliyim.
az önce almanca bi karikatür gördüm de. o yüzden. yazıları anlamadım. canım sıkıldı

bir tane taslak oluşturabilir misin ?
akşam bunu yapayım

nikahdan sonra canım…
nikahdan sonra.

tamam

Lodos

Yağmurdu kiremitleri bu kadar güzel bir kırmızıya boyayan. Belki de, yılın son yağmuruydu. Ağaçlar yeşiline, asfalt ışıltılı siyahına, arabalar kendi renklerine ve enderdir ki aşıklar romantizmlerine kavuşuyorlar. Ama hiç birisnin kavuşması, senin hüznüne kavuşman kadar ürkütmüyor sokakları… Sokak kö pekleri bile ağlıyor bu vakitlere. Sen, iskeleden uzaklardaki gemileri izlerken, kalbindeki izleri deniz suyuyla temizlerken, bu sırada akan gözyaşlarını denize emanet ederken, bana bir kumsal boyu ayak izin kalıyor ilk tanıştığımız gün gibi. Kalbimdeki izler kadar derin olmayan ama seni bulmama yeticek kadar dalgalarla savaşan ayak izlerin, şimdi “böyle gidilir” başlıklı bir şiirin tek ve uzun satırı gibi yazılıyor sahile… İlk defa, kumsallardan nefret ettim sayende…

Melodik bir mırıldanış titriyor sigara kokan nefesinde, rüzgârı bile bastırıyorsun, inan bana buradan duyabiliyorum. Hangi ninni ile yatırıyorsun düşlerini sonsuzluğa, ne zaman başladın lodos ile sırdaşlığa, nasıl alışacak bu sokaklar yüreklerimizdeki boşluğa veya bütün bunları neden halâ merak ediyorum, bilmiyorum… Yıldızlar bile bu akşam, senden daha yakınlar bana… Yinede senin bıraktığın o küçük not daha bir titretiyor içimi şu yıldızlar konusunda… “Düşlerim, yıldızlardan bile daha uzaktılar, madem sen yoksun artık, ben de düşlerimin yanına gidiyorum… İkimize de, güle güle…”

Yağmur damlaları bile düşme konusunda sakin davranıyorlar artık. Artık gölgen kıyıdan çok denize taraf sarkmakta, nasıl oluyorda şu küçük iskele, apartman çatıları kadar yüksek geliyor gözüme… Ayaklarını sallıyorsun en ucunda.

Koşsam yetişirim belki, ama hepimiz, hatta kumsal bile, koşmayacağımı biliyoruz. Sırf bu yüzden, ne uzak ne yakın, ne açık ne kıyı, ne derin ne alçak… Öyle ortanca bir yerden döndün hayata sırtını… Ve işte ayağa kalkıyorsun. Gelmesem de yanına, geçmesem de “böyle gidilir” başlıklı şiirinin üzerinden bir kumsal boyu, bağırıyorum bütün hayvansal iç güdülerimle, duyanların ne kadarda çaresiz halde kaldığımı düşüneceği bir çığlık tonuyla… “Ama su soğuk, üşüyeceksin…”

Bir martı şaşkınlıktan avını kaçırıyor. Kayalıklar bile anlayamıyor, dönü p söylediklerime bakıyor… Rüzgâr, usul usul alı p dudaklarımdan kelimeleri, senin yamacına esiyor… Sesimden tanıyorsun beni, söylediklerimden tanıyorsun. Dönü p bana baktığın anda, iskeleden kumsalın öte ucuna kadar zaman geçmek konusunda mızıkçılık yapıyor… Dudakların kı pırdıyor, duyamıyorum, bugün rüzgâr tersten esiyor, ilk defa ben seni anlayamıyorum… Zaman, ağır ağır ikna oluyor… Damlalar, ama bu sefer gözyaşı kadar tuzlular, ve yukardan düşmüyorlar… Kim bilir, belki de akıtı p denize emanet ettiklerindir, bu arkandan sıçrayanlar…

Yürümeye başlıyorum, öyle yavaş ki, tı pkı bana öğrettiğin gibi. Hiç bir yerden gelip hiç bir yere gider gibi. Derken, sırdaşın lodos esiyor kulağıma…

“alıştım ben…”

Eski bir sırrın mı, son fısıltın mı, bilemiyorum…

Gözyaşların bastırıyor… Gölgeye saklamam gerek yazamadığım mektupları…

Barış Parlan
04.05.2009

Facebook Tehditleri

Geçmişten bir dostumun “değerli” bir tanıdığı kız, facebook üzerinden muhabbet ettiği bir başka kız ile ilişkisini ilerletiyor, ve kendisinin çıplak fotoğraflarını göndermeye başlıyor. Her türlü zevke ve eğilime saygı sonsuz, kesinlikle yargılamıyorum. Ve fakat bir süre sonra kendisinden yaşca büyük olan karşı taraftaki kız, değerli dostumuzu tehdit etmeye başlıyor. Bu kişiye ulaşmak ve durumu kontrol altına almak için eski dostum bana danıştı. Onun için yaptığım araştırmalar güzel meyve verdi, kişiye dair isim soyisim, şehir, okul bilgileri problem çözümünde büyük adım olarak düşünmekteyim.

Bilgi paylaşımı olması açısından, facebook’un bu tür durumlarda “emniyet teşkilatları” ile birlikte bulunduğu muazzam işbirliği hakkında yazmak istiyorum, zira pek çok kişi benzer olaylardan madur olmakta, ancak ne yapacağını bilmemekteler.

Öncelikle alttaki linki mutlaka baştan sona okuyunuz, adres ingilizce olsa da hangi ülkeden bağlanılırsa (ip sayesinde) o ülkenin resmi dili ile görüntülenmekte. Bu adres Facebook‘un hukuksal duruşuna ve neler yapıp neler yapmayacağına dair derin ve detaylı bilgi vermekte.

http://www.facebook.com/safety/groups/law/guidelines/

Her ne kadar “herhangi bir polis tutanağı tutulmuş konu olmadığında” destek vermiyor olsa da, “polisin ilgilendiği her türlü konuda” muazzam destek vermekteler, herhangi bir “emniyet teşkilatı alanadına ait emailden” sorulan soruya en geç 48 saat içinde (genelde 5-6 saatte) geri dönmekteler.

KKTC polisi bilgisizliğinden, face’de sahte hesap açıp kişilere bu şekilde ulaşmaya çalışmakta, bu durum çok üzücü. Oysa kendileri çok basit bir platform aşağıdaki adresden diledikleri bilgiyi alma haklarına sahipler:

https://www.facebook.com/records

Dilerim ihtiyacı olanlar, bu bilgiler ışığında maduriyetlerini daha hızlı giderebilirler.

İnekle – Birebir Online Eğitim Desteği

“Ütopik” dünyada “ideal” olan eğitim sisteminin temeli “her öğrenciye bir öğretmen” şeklinde açıklanırken yıllarca, biz 30lu gruplar halinde, ve zekâ yaşın, ilgi alanın, bakış – kavrayış yöntemin hiç sorgulanmadan sardalya gibi sınıflara tıkılıp 12 yıl boyunca “zorunlu eğitim” almış, yani büyük hasar görmüş bir nesilin neferleriyiz. Şu anda tanıttığım site inekle.com, gerçek hayatta, pratik olarak bu çarpık sistemi “düzeltmek” için sistemsel bir umut ışığı benim gözümde. Elbette verdikleri dersler şu an için mevcut eğitim sisteminin parçası olan zorunlu dersler sadece, ancak süreç içerisinde belkide Sir Ken Robinson‘un halihazırda onayladığı bu tarz eğitim sisteminin temelleri olur bunun gibi siteler. İnekle.com kurulalı tam 1 ay oldu, daha çok çok genç yani. Saati 15 TL’den bu başarılı arkadaşlar ve onların “iki aşamalı sınav” ile seçtikleri yeni gelen “öğretmen” öğrenciler (ki genelde ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi ve Yıldız öğrencileri), belirli derslerde sıkıntı yaşayan öğrencilere online ders veriyor, yardım ediyor, destek oluyorlar. “Eğitim ve Öğretim Görevlisi” adı altında, klişeleşmiş onyıllık kitapları bir defa ezberlemiş, ve kişisel olarak üzerine tek bir satır bile eklememiş fosil beyinlilerden çok daha verimli ders anlatabilecek oldukları konusunda en ufak bir şüphe bile barındırmadığım bu gençler, “kötünün iyisi” gibi dursa da, uzun vadede en “ideal” eğitim sistemini uygulama çabasındalar. Kendilerine başarılar diliyorum…

Kişisel not: kim bilir belki bir gün, benim gibi günde 10 telefon görüşmesi ile bilgisayar / teknoloji’den kişisel problemlere kadar envai çeşit soruna çözüm bularak dostlarına destek olmaya çalışan insanlar içinde uygun olabilecek, nasıl desem belki bir “alet çantası” kıvamında, veya “sanal terapi” tadında sistemlere de el atarlar… Bizler de çok daha geniş kitlelere ulaşabiliriz. Kendi sistemlerine dair tek kişisel beklentim ise, “tekrar eden” derslerin youtube videoları şeklinde yayımlanması (evet youtube paralı kanal sistemi çok yakıda online), ve öğrencilerle gerçekten ihtiyaç olduğunda “birebir iletişim”e geçmeleri. Her iki taraf için de kârlı olacağına inanmaktayım bu şekilde yürüyen bir sistemin…

Son ahkâm: Evet genel olarak düşünüldüğünde, “öğrenci tarafından başarılı bulunmayan” eğitim görevlisi, bu meslekten elenmelidir, başarılı bulunanlar mesleklerine devam etmelidir. Mevcut sitem öğrenciyi zorunlu olarak “kötü” öğretmenle başbaşa bıraktığı için yıllarca, hiç bir beyin 12 yaşını geçince sistemden “hoşnut” kalamıyor, bir şekilde “okul ve içinde barınan her şeyden” nefret eder oluyorlar. Cezasını yine öğrenciler çekiyor, cefasını ise “devletten maaş yiyen fosiller” sürüyor. İyi elma ile kötü elma, yiyicisi tarafından ayıklanabilmelidir… Bu elma yiyen kişinin en doğal hakkıdır… Mevcut sitelerde “öğretim görevlisi” eğer “sabırsız” çıkarsa (ki puanlamada direk gözüküyor), doğal seleksiyon sonucu zati elenecektir “öğrencisizlikten”. Ve idrak edecektir bu mesleğin ona göre olmadığını… Böylece kendisine de, “gerçekten iyi olduğu mesleği icra etmek” için bir fırsat verilmiş olacaktır, fosiller de kurtarılabilinirler efendim… Öğrencilerde “kaldırabilecekleri kapasitedeki eğitimi” hiç bir kısıtlama olmadan alabilecekler…

impress

Impress.js

Yazılımcı arkadaşım Cengiz Önkal‘ın tavsiyesi sonucu tanıştım impress.js ile. O, “slide” – “sunum” konseptine yep yeni bir soluk getiren bir github projesi. Şimdiye kadar ancak “kinetic typography” adı altında video olarak görebildiğimiz metinlerin görsel olarak incelikle konumlandırmaları sonucu oluşan anlamsal sunum konseptini, html5 ve css3 teknolojileri sayesinde browser üzerinden hayatımıza sokmayı başarıyorlar gibi. Sunulan sistem sayesinde “camera” ve “canvas” kullanımındaki şıklık sayesinde, hareketli paragraflar, ve hatta 3D metin öbekleri oluşturmak bile çok pratik. Proje geliştirme adresinden ücretsiz biçimde indirip dilediğiniz gibi kullanabileceğiniz bu teknolojinin nasıl kullanıldığına dair rehber, proje içerisindeki index.html dökümanının kaynak kodları içerisine büyük bir içtenlikle ve özenle yerleştirilmiş. İlgisini çekenlerin kaçırmaması gereken bir sunum teknolojisi… Proje sahibi Bartosz Szopka‘yı taktir ediyoruz…