Lodos

Yağmurdu kiremitleri bu kadar güzel bir kırmızıya boyayan. Belki de, yılın son yağmuruydu. Ağaçlar yeşiline, asfalt ışıltılı siyahına, arabalar kendi renklerine ve enderdir ki aşıklar romantizmlerine kavuşuyorlar. Ama hiç birisnin kavuşması, senin hüznüne kavuşman kadar ürkütmüyor sokakları… Sokak kö pekleri bile ağlıyor bu vakitlere. Sen, iskeleden uzaklardaki gemileri izlerken, kalbindeki Devamı…

İnsanın ironisi

Çevremdeki insanların anlattıklarını “yaşantı” olarak değil, olay / düşünce olarak algılayıp irdeledikçe fark ediyorum İnsan’ın İronisini. Aidiyet ararken bir yanı yaşadığı coğrafyaya dair, ki şair “Yaşadığı coğrafyayı kadın gibi sevebilen…” diyerek ifade etmiş bu duyguyu, bir yanı da heves atar özgürce seyyahlaşmayı hayatında ve gezmeyi gözlemlemeyi şu dünyadaki çitlerin öte Devamı…

Yüklem – Cümlede Dört Eylem III

Kanayan bileklere ithaf olunur… pek bilinmez ama, kendime varmak için uzunca çıktığım bir yolculukta duyduğum kadarıyla rivayet edilir ki, söz toprakta kelâm yağmurdadır, göz aşkta nîzam ayrılıktadır. biz ki pek çoğuna acem kaçan bir dil biliriz, tıpkı insanlar gibi bilmişliğimiz sevmişliğimizden değildir (ne yazık ki) ve fakat pek istemişliğimizi belirtmek Devamı…

Anlamlı

Bir dolunay ilham oldu bana, bu da içindeki boşluğu dolmak bilmeyen, yani ay kadar olamayan insanoğluna ithaf olsun; olsun ki, dolmayan, doldurmaya yürek gerektiği için ve yüreksizliğimizden, yüreksizliğimizi itiraf etmeyelim en azından. Azı bile kalmadı artık, azılı katilleri olduk anılarımızın, ansızın yok olacağımızı bile bile, an’sız yaşadık. anılmayacak adlarımızın ardında, Devamı…

Dolunay Bakışlı Gece Kızına

Kirli, lekeli ve tozlu yollardı Yaz’dan bize emanet. Sıcaktı ve terlemeyi sevmek zorundaydık. Kış temizleyecekti sokakları, tenlerimizi. Ve biz bu iki mevsimin tam ortasında sıkışıp kalmıştık. Altın renkli bir baharın adını son’la uluyordu yol kenarlarındaki kuru yapraklar. (O altın döküntüleri bile yazardı bir anlamda ve mevsimleri ulamayı onlardan iyi hiç Devamı…

Mektup

Aylardır yağmur yağmıyor, umudumu yitirdim anlayacağın. Sık sık düşemiyorum yollara Yasak Tek yapabildiğim, yıldızlarla kaymaca oynamak. Onlar çok. Ben tek. Bağzı zaman oluyor ki yoruluyorum, duruyorum. Su içmek iyi geliyor. Bugün bir arıyla konuşurken yakalandım. Rahatım ama, arı kaçmayı başardı. Burda asfalt çok pis, toprak yolları özledim. Yağmur yağsa asfalt Devamı…

Masalcı

Geçmişte bir Eşkiya… Yüreklerde Baba… Ey İbrahim Ağa… Hiç sızlanmayan, hep şükretmesini başaran sen, çatlamış toprağa bile çekinmezdin umudunu serpmeye. “Aman iyi ol iyi…” derdin her birimize. Öksürüğünle duydu dünya alem seni 30 yıl boyunca, ve hayır dualarınla. İyi niyetine, hoşgörüne yanaşacak bir başka kalp atmadı bu diyarda. “Allah’da bana Devamı…

Nokta – Cümlede Dört Eylem II

Eğer yalnızlığın özeti diye bildiğiniz şey bir başınıza içtiğiniz sigara ise kış akşamları buz soğuğu arka sokak balkonlarında, siz gittikten sonra tablanın içinde sabaha karşı rüzgârdan savrulan küllerin bile terk ettiği yağmurda boğulan izmaritleriyizdir bizler hayatın. Aslında bırakıldığımız yerin adı kültablasıdır ve bu mekânın adında bile bizlere yer yoktur. En yıkılmış karakter bile filmlerde sigara yakarak bir başlangıcı simgeler bu bağlamda ve çoğunda da ayaklar altında terk ederiz zaten kendi kendimizi yakmaktan başka anlamı olmayan hayatlarımızı…

Virgül – Cümlede Dört Eylem I

Kanayan bileklere ithaf olunur… Bedenimizin üçte ikisi gözyaşıdır ve söz’lerde her daim yaş’tır bizler için, temkin kelepçesinin bir halkası güvenimizin kesik bileklerinde olduğundan inanmayız kolay kolay sözlere. Sevebildiğimiz şeylerin bütünü kayıptır, kaybolmak için bizim sevmemizi mi beklemişlerdir bilinmez elbet, gizemini yitirir eğer birileri cevap vermeye niyetlenirse. Şehir sokaklarında da, şarkılarda Devamı…

Canım Yanıcı Madde

Tuzlu su emmiş sözlerim adada yaşadığımdandır, dört yanım hırçın, bakışın hırçın kıran. Kumsallar gibi alıştık dövülmeye dalgalar tarafından, balıkçı yanımız keserdi denizin çarşaf güzelliğini, dinginliğine aldırmadan olur olmaz saatlerde örtünürdü deliliklerimiz onunla, kıskandığından herhalde kıpraşırdı ışıl ışıl, bana garezi bu yüzdendir. Gözlerime de sızmış biraz bu denizin tuzu, pusu, geceler Devamı…