BetaGoogle.com adresinde bulunan Google taklidi sistem aslında kahin kılığına girmiş bir farkındalık kampanyasını kritik düşünce ile inceleyelim. Siteye girdiğiniz zaman geleceğiniz ile ilgili ona soru sormanızı istiyor. Sorduğunuz soru çerçevesinde Predict my future (Geleceğimi tahmin et) düğmesine basarak aramalar yapıp, geleceğinize dair sorunuzun en olası cevabını göstereceğini ifade ediyor.

Elbette “Geleceğimi tahmin et” dediğiniz zaman size veya sorduğunuz soruya dair her hangi bir cevap vermiyor bu sistem. Aksine bir arama motorunun geleceğinizi  tahmin edebileceğine inanacak kadar saf olma durumunuzu ve zaten gelecek olan geleceğinizi yaşamadan öğrenme “merakınızı” kulanarak size dünyadaki mevcut mülteci problemine dair bilgi veriyor, farkındalık sağlamaya çalışıyor.

Google Kahin Sonucu

Sonuç sayfası olarak karşınıza çıkan görüntüde, kürenin içerisindeki rakam sizin o sitede geçirdiğiniz süre içerisinde kaç insanın daha “mülteci” olarak yaşamlarına devam etmeye başladıklarını göstermekte. “Hızla artan bir rakam”, durumun ne kadar kötü olduğunun sembolik bir göstergesi. Uyarı olarak çıkan notun tam çevirisi ise şöyle:

Elbette ki biz sizin geleceğinizi önceden tahmin edemeyiz!
Ama 60 milyon mülteci her gün kendilerine gerçekten bir gelecekleri olup olmadığını soruyor. Bu yüzden dikkatinizi çekmek için sahte bir google sitesi kullandık çünkü görünüşe göre siz kendi geleceğiniz ile ilgileniyordunuz. Lütfen onların geleceğini düşünmek için bir dakikanızı ayırın.
Bu proje ile farkındalık yaratmak istemekteyiz. Avrupanın bu büyüyen problemi için siyasi düzeyde yapısal çözümlere ihtiyacımız var. Lütfen zamanınızı, paranızı veya sevginizi paylaşmakta özgür hissedin ve dünyaya yayın.

Bu konuda biraz olsun aydınlanmanız için kendi elinden geleni yaptığını ifade eden ve bu sırada Google’ı taklid eden bir şirket, “farkındalık kampanyası” konseptine ufak bir yalan ve devasa bir acı gerçek ilişkisi kurmuş durumda. “Problem” olarak “mülteciler”in geleceklerinin gösterilmesi ve çözüm olarak durmadan artan bir konu için “zaman”, “sevgi” ve “para”desteği talep etmesini birkaç dakikalığına da olsa sorgulamamız, kritik çerçeveden bakııp üzerine düşünce üretmemiz gerektirmez mi?

Problem: “Mülteci” / “Petrol”

Zira kritik düşünce çerçevesinde bakılırsa “problem” mülteciler değildir. Mülteci, bir takım siyasal / politik / ekonomik / kültürel (ve genelde ülkeler bazında) sıkıntıların sonucunda doğduğu, büyüdüğü, dilini konuştuğu – karnını doyurduğu ve muhtemelen yaşamını devam ettirmek isteyeceği topraklarda barınamayan insanlara verilen isimdir. Onlara yardım etmek, onların “mülteci” olmalarını sağlayan problemlerin çözümü ile olmalıdır. Yani artan mülteciye artan yardım gerekmekte, oysa mülteci oluşumunu sağlayan problemin çözümü “artan” bir problem oluşumunu kaynağından bitirmek demektir.

Her ne kadar şirketin gerçek kimliği Google olmasa da, Google’ın da Mültecilere yardım kapmanyası mevcuttur (One Today) ve global ölçüde 10 Milyon Euro toplamıştır. Peki Google bir dünya devi olarak bu tespiti yapmaktan aciz midir? Elbette ki değildir. Mevcut “mülteci” problemi devasa bir “konular” yumağının en dış yüzeyinde kalan ve tam olarak “görmemiz istenilen” taraftır. Zira ülkeler bu mültecilere problem olarak değil, Ucuz İş Gücü (Google araması: “Mülteciler ve Ucuz İş Gücü) olarak bakmaktadırlar ve Avrupa’nın bu ucuz iş gücüne muazzam ihtiyacı bilinen bir konudur.

Öte yandan Orta Doğuda neden böyle bir savaşın olduğu da günümüz medya okur-yazarlığı “ortalama” seviyeye çıkmış bir insan için muamma değildir, o topraklarda bulunan “su” ve “petrol” kaynaklarının yönetimi bir ayda 10 milyon $ kâr getirmiştir IŞİD’e. Unutulmamalıdır ki IŞİD öncesi de o topraklarda petrol satışı söz konusuydu, yani konu bu petrol musluğunun kontrolünü kimin alacağıdır. Amerika – Rusya – Avrupa Ülkeleri, bu topraklardaki hem doğal kaynaklardan hem insanlarından faydalanmak için bu denli acımasızca ve köklü bir planı icra ederlerken, Google’ın da bir “Uluslararası Şirket” olduğu gerçeğini anımsarsak, neden yaşanılan problemleri “gerçekten çözmek” niyetince olmadığını kolaylıkla anlayabiliriz.

Kaynak olarak “insan”

Bizlerden talep edilen şeyler paramız, zamanımız ve sevgimizdir. Sorgulamalarımız, beyin gücümüz, bilgi arzumuz kesinlikle onların işine yaramamaktadır. Yani işin en basit formatında, ortada bir problem yoktur. O topraklardaki “petrol” kadar “insanlar”a da “kaynak” olarak bakan uluslar ve çok uluslu şirketler bütününün bizlerden tek istediği, “mülteci” kelimesine ılımlı yaklaşmamız, neden bunlar oluyor diye sorgulamamamız, kirlenmekte olan mutfağı temizlemeye “yapısal çözümler” çerçevesinde yardım etmemizdir…


Barış Parlan

I'm an earthling called Barış Parlan. a graphic designer & information technology specialist living in Cyprus. nerd, digital storyteller. doing phd about serious games and cross-reality. fan of photography, science, futurism, cyberpunk. interested in critical theory. practicing anarchism and atheism. polyamorous sapiosexual.

0 yorum

Yorum Yaz

Kritik Düşünce: Google Kahin

Okuma süresi: 3 min
0