Ben ruhumu emanet edip sana,
Deniz kenarına rüzgârla fısıldaşmaya gidiyorum.
Bir bakarsın, kuzeye doğru eserde, duyumsarsın.
Çünki rüzgâr hep gidecek olan olduğunda, kuzeyi gösterdi…

Ve o sert eser, hiç geri getirmedi, sen savruldun mu?
Peki ya bu kan nerden akıyor? Senden mi? Benden mi?
Baksana, zehirli galiba bu deniz, geçeni kalana düşman kılıyor.
Bil ki denizin ötesinden vurduğun her kırbaç,
Geldiğin gün göreceksin ki her kırbacın izi gözlerimde…
Üzülme, dosdoğru bakacağım senin ruhuna,
bütün yaralarımla.

Mektubumun içine şarkımızı çalıyorum flütümle,
Sen zarfı yırtarak açma n’olur, sus da dinle beni..
Benden sana gelecek olan bir gözyaşı teşekkür!
Bak yine kayboluyorum kâğıtta, gölgem o kadar karanlık bakıyor ki
Sanki sen geldin de, bir kara gül savurdun gözlerimin içine.
Hadi, bu kaçıncı ağaçtan düşüşümüz? Rüyada mıyız?!
Ayaklarının altındayım, elbet bir gün bana kavuşacaksın…
Toprak en güzel, yağmurdan sonra tütermiş…

Buna rağmen siyahını bana giydiremiyorsan, olmuyorsa,
Sen yokken de yalnızdım,
Senden sonrada, kanasa da, sırtımda yalnızlığım…

Şiirini kaybeden gözyaşı…


Barış Parlan

I'm an earthling called Barış Parlan. a graphic designer & information technology specialist living in Cyprus. nerd, digital storyteller. doing phd about serious games and cross-reality. fan of photography, science, futurism, cyberpunk. interested in critical theory. practicing anarchism and atheism. polyamorous sapiosexual.

0 yorum

Yorum Yaz

Şiirini Kaybeden Gözyaşı

Okuma süresi: 1 min
0